Merhum Aytunç Altındal ile yapılan
röportajından bir özet paylaşmak istedim:
Sene, 1958. Türkiye’ye Amerikalı bir hoca, gelir.
Bir yıl süreyle İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ders verir.
Esas görevi gereği 25 Mayıs 1960 tarihinde Pentagon’a bir not geçer. “Menderes mutlaka güç kullanılarak devrilmelidir.” der bu notunda.
Neden mi? Çünkü Menderes, ABD’den habersiz olarak
Rusya ile temas kurmuştur.
Nasıl mı? Şöyle:
“1960 yılının Şubat ayında,
İstanbul Valisi Lütfi Kırdar’ın evinde,
Fatin Rüştü, sağlık Bakanı
ve Menderes birlikte toplanırlar.
Lütfi Bey’e derler ki, “Lütfi Ağabey!
Sen bir Moskova’ya gitsen,
Orada bazı görüşmelerde bulunsan….
Fakat Amerikalılar bu işi anlamasa.
Bunun için şöyle bir plan yapsak.
Bir sağlık heyeti, Kars-Van Bölgesinde
salgın hastalıklar çıktığını tespit etse.
Siz de, Ruslarla müşterek olarak istişare etseniz;
bunu nasıl engelleriz, nasıl düzeltiriz?
bahanesi ile bir sağlık ekibiyle Moskova’ya gitseniz.
Sonra da orada biraz rahatsızlansanız,
dolayısıyla sağlık ekibi ile üç gün yerine,
bir ay kadar orada kalsanız?
Bu sürede şu şu işleri bir kotarsanız?” deniliyor.
Lütfi Bey de kabul ediyor.
Sağlık Bakanlığı, bir sağlık heyeti kuruyor.
Ve gazetelerde de haberleri çıkıyor:
Kars’ta salgın hastalık çıktı, hayvanlar ölüyor vs.
Ve bizim heyet Moskova’ya gidiyor.
17 gün kadar kalınan sürede, Lütfi Bey,
devlet adına, Ruslarla, istenen gizli anlaşmayı yapıyor.
Ve Menderes’in Rusya’yı ziyaret etmesi, tarihi belirleniyor.
Lütfi Bey döndüğünde, Menderes de bir açıklama yapıyor:
“Ben şu tarihte Rusya’ya gideceğim” diyor.
Ve 27 Mayıs oluyor.
27 Mayıs darbesiyle herkes Yassıada’ya tıkılıyor.
Maalesef, Lütfi Bey de, Yassıada’da ölüyor.”
Kimin eli kimin cebinde acaba?
Bazen kafalarımız karışıyor değil mi?
