Moon kimdir ve nedir?
O, Kuzey Koreli fakir bir köylü çocuğuydu. Adı, SUN MYUNG MOON idi.Bir gün, 16 yaşında iken Hz. İsa’yı bir dağda gördüğünü ve kendisine bir görev verdiğini söyledi. Bu görev, diyalog yoluyla tüm dünya dinlerini tek çatı altında toplayıp Tanrı’nın krallığını temsil eden dünya devletini kurmak ve lideri olmak göreviydi.
Aslında o, geçmişi karanlık bir adamdı. Zina ve çift eşlilikten dolayı mahkûm edilmişti. O ise, Hz. İsa’nın, kendisini mesih seçtiğini ve eşiyle birlikte günahsız ve insanoğlunun gerçek ebeveynleri olduklarını iddia ediyordu. Mesih olduğu için, İsa'nın yarım bıraktığı işleri o tamamlayacaktı.
Evet, o, bu iddia ile yola çıktı ve gün geçtikçe çevresinde kendisine tabi olan müritler oluşturdu.
Onun bu hareketi, 1951'de Kore'yi işgal eden ABD için biçilmiş bir kaftandı. Çünkü bu ülkeyi sömürgeleştirirken bir yandan da bu tarikatı kullanarak, nüfusunun yüzde 40'ı Budist olan Güney Kore halkını Hıristiyanlaştırmıştı.
Resmi adı “UnificationChurch” olan Moon tarikatı, Güney Kore'de doğdu, sonraları Amerika'da palazlandı. Ve bu gün ise dünyanın dört bir yanında, bilinçli veya bilinçsiz milyonlarca müridi olan bir tarikat haline geldi.
Merhum Aytunç Altındal, tarikatın palazlanmasını 29.03.2002 tarihinde şu cümlelerle dillendirmişti:
“Aslında 1965 yılına kadar Amerika’da Asyalıların, kendi dinlerini beyan etmeleri yasaktı. Ama Avrupa ve Asya’daki hareketleri organize etmek için birilerinin görevlendirilmesi gerekliydi. “Liberal Protestanlar, 1893’te bir teşkilat kurdular: “Dünya Dinleri Parlementosu..” Bunlar, “Mutlak hakikat Hıristiyanlıktadır,” düşüncesini savunuyorlardı. Gün geldi teşkilatın göreviMUN’a verildi. Mun, faaliyetlerini, 1990 öncesi çift kutuplu olan dünyamızda Komünizmle mücadele amaçlı sürdürdü. Ve Sovyet lideri Gorbaçov, Perestroika’yı ilan edince, onu ilk tebrik edenlerden biri Moon oldu. Komünizmle mücadele görevini başarıyla bitiren MUN, bu sefer yeni bir görev üstlenmişti. Bu görev, “Yeşil Kuşak” projesi gereği İslâm ve İslâm dünyasına yönelikti.
Tarikatın Faaliyetleri
CİA ile de dirsek teması olan Mun ve Muncular, Hıristiyan gibi görünüp Heretik bir düşünceyi, yani dinin özünden sapmayı amaçlıyorlardı. Dünyada 200’e yakın ülkede örgütlenmişlerdi. “Dinde reform yapalım!” sloganları ile faaliyetlerini sürdürüyorlardı. Barış, DİYALOG, sevgi ve saygı kavramlarını sıkça kullanıyor ve görünürdeki faaliyetleri bu kavramlar üzerinde odaklanıyordu.
Ulus devlet anlayışına karşı oldukları kadar, aile kavramına da karşıdırlar. Ama 1960 yılından bu yana sürdürdükleri “çiftleri kutsama” faaliyetleri kapsamında kutsadıkları çiftlerin sayısı 2002 yılında 360 milyonu bulmuştu. Bu faaliyetin amacı aileyi önemsemekten ziyade Şeytan ailelerini, Tanrısal aileye dönüştürmekti.
Neden mi? Çünkü onlara göre, Hz. Âdem ve Havva cennette iken Havva, Şeytan ile ilişkiye girmişti ve bu davranış dünyaya sürülmenin sebebiydi. O gün bu gün dünyamız şeytanın egemenliği altındaydı. Bir an evvel Tanrı’nın egemen olduğu bir devlet kurulmalıydı.
Hz. İsa’dan görev alan MOON, Hz. İsa’nın evlenmediği için cennete giremeyeceğini, ancak kendisinin takdisi ile girebileceğini de iddia ediyordu..
Tarikatın, faaliyet gösterdiği ülkelerin hastanelerin doğumhanelerinde gizli misyonerleri vardı. Bunlar aracılığı ile doğan çocukların yerlerini değiştiriyorlardı. Bununla, soy- sop anlayışını yıkmayı ve karıştırmayı amaçlamaktaydılar. Günü geldiğinde soyları karıştırılmış çocukları açıklayacaklarını söylüyorlardı. Onlar, Satanizme düşman olmalarına rağmen,sırf bu amaçlarından dolayı Satanizmi desteklemekteydiler.
Muncular, toplumun sevdiği kişiler aracılığı ile düşüncelerini topluma yaymayı prensip haline getirmişlerdir.
Tarikatın Serveti
Tarikat sanki bir ahtapot gibi tüm dünyayı sarmalına almış. Bir kolu ABD'de, ötekisi İsrail'de, diğer kolları Japonya'dan Güney Kore'ye, Suudi Arabistan'dan Mısır'a ve Hindistan'a kadar uzanıyor.
Sun MyungMoon’un, 1959'da Amerika'ya yerleşmesinden bu yana, böylesi geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren tarikat, dev bir servet sahibi oldu. Tarikatın, dünyanın birçok yerinde vakıfları, işletmeleri, okulları, medya kuruluşları, tekstil ve otomotiv sanayiinde dev şirketleri oluştu.. Meselâ, ABD'nin en büyük gazetelerinden biri olan Washington Times gazetesi bu tarikata aitti.
Tarikat ve Ülkemiz
Bu Tarikatın ülkemizdeki faaliyetleri 80'li yıllardan bu yana yoğunluk kazanmıştır. Düzenlediği toplantılara siyasi ve dini çevrelerden önemli isimler ve ilahiyatçılar katılmaktadır.
Mesela, 1991 yılında İstanbul'daki President Otel'de üç gün süren bir toplantı yapıldı. Basına kapalı yapılan bu toplantıya, Hıristiyan din adamları, Müslüman ilahiyatçılar katıldı. Bu toplantıdan üç yıl sonra da, İstanbul The Marmara Oteli'nde bir başka toplantı yapıldı. Toplantıların temel konusunu, "Dini Araştırmalar" “ Hoşgörü” “Diyalog” vs. teşkil ediyordu.
O İsim, Türkiye Temsilcisi İdi
Tarikatın her ülkede temsilcileri vardır.. Bir zamanlar ülkemizdeki temsilcilik için Dr. Rıza Nur, Enis Behiç Koryürek gibi bazı isimler üzerinde durulmuş ise de sonunda bir isim bulunmuş; Kasım Gülek.. Onun: “Elhamdülillah Müslüman’ım, ama MUNCUYUM,” sözü meşhurdur.
Ve Kasım Gülek
Kasım Gülek, hem Masonmuş hem de Güney Kore çıkışlı bu Moon tarikatının Türkiye temsilcisiymiş.
Kasım Bey, 1968 ve 1983 yıllarında eşi Nilüfer (Devrimel) Gülek'le birlikte Roma'ya gitmiş ve Papa’yı ziyaret etmiş.
Gülek'in baldızı Aylin DevrimelRadomisli ise, Amerikan Ordusu'nda albaylık yapmış.
Kasım Bey, bir gün gazeteci Leyla Umar’ın kapısını çalmış ve demiş ki:
'İşte nişanlandığım Nilüfer! Onu önce size takdim ediyorum. Buradan hep birlikte aziz dostum Patrik ATHENEGORAS'a gidiyoruz. Nilüfer'i takdis etmesini istiyorum” demiş.
Ve Üçü birlikte, o gün Patrikhane'ye gitmişler. Ve Patrik de, onları takdis etmiş.
Biderberg Toplantıları
Kasım Bey, Tayyibe Gülek Hanım’ın babasıdır. Tayyibe Hanım, Bilderberg’in 2011 yılı katılımcıları arasındaymış. Tıpkı, 1994 yılında Rahmi Koç’un; 2006'dan bu yana hemen her yıl oğlu Mustafa Koç’un katıldığı gibi.
Bu toplantılara 2004 yılında katılan Hasan Cemal de, annesi Ayşe Cemal tarafından Kasım Gülek ile uzaktan akraba imiş………….
Tayibe Hanım, 2001 ekonomik krizinin ardından Türkiye'ye ithal bakan olarak“ışınlanan” Kemal Derviş’in de yakın dostu imiş. Ve o Derviş, Küresel Baronlar'ın mutemet adamıymış. Meselâ mı? Meselâ, Derviş, ABD’den Türkiye’ye geldiğinde Ecevit kabinesinde bakan olan Tayyibe Hanım’ın Tarabya sırtlarındaki evinde misafir olmuş.
Ve Derviş, Tayyibe Gülek'in ikinci evliliğini yaptığı İlker Domaç'ın nikâhında da şahitlik yapmış. İlker Domaç ise, Şubat 1998'deDünya Bankası'nın, Güney Kore ekonomisine
ayar vermek için “tayin ettiği” ekonomist imiş!
Velhasıl
Bir tarikatın serencamı İşte böyle. Çeşitli mezhep, tarikat ve ideolojilerin icrayı faaliyet gösterdiği bir dünyada yaşıyoruz. Bunun farkına varmak ve bir hareketi tanımak için hazırlanan böylesi bir makaleyi siz değerli okuyucularımızla paylaşmaktan onur duyacağımızı ifade eder, sağlık ve esenlik dileklerim..
