Bir zamanlar sağcılar da solcular da
birbirleriyle iğneli ama hoş diyaloglar kurarmış.
İşte onlardan biri.
Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti
ve Nazım Hikmet, hapishanenin aynı koğuşundadırlar.
Necip Fazıl, dertlidir; bir oraya, bir buraya volta atmakta;
sigara üstüne sigara yakmaktadır.
Serdengeçti ise gayet neşelidir.
Nazım da her önüne gelene komünizmi
anlatmakta, medh’ü sena etmektedir.
Bir gün Nazım, yine karşısındakine komünizmi anlatırken
Serdengeçti yanına yaklaşır ve der ki:
"Nazım, bu komünizm nedir?"
Nazım kendinden gayet emin bir şekilde :
" Elini sol cebime at." der.
Serdengeçti elini onun cebine attığında
Nazım sorar:
" Ne buldun?"
Serdengeçti:
"İki tane yirmi beş kuruş."
Nazım :
" Birini al."
Merhum Serdengeçti gerekeni yapar ve
Nazım gururla :
" İşte komünizm budur,"
cevabını verir.
Derken bir gün Nazım'a yine para gelir;
o gün için büyük para; tam elli lira.
Serdengeçti hiç sormadan elini Nazım'ın cebine atar
ve yarısını almak ister.
Ama Nazım hemen müdahale eder,
"Hop, hop. Ne oluyor?" der.
Serdengeçti;
"Üstat, yarısı benim değil miydi?"
Nazım:
"O kadar da uzun boylu değil," karşılığını verince .
Serdengeçti taşı gediğine koyar,
"Üstad ! Demek ki, komünizm dedikleri,
yirmi beş kuruşluk bir şeymiş.))))))
Hey gidi günler heyyy!!!
Bir zamanlar ülkem insanı,
koministler- faşistler;
sağcılar- solcular;
ilericiler- gericiler;
aydınlar- yobazlar…
diye kamplara bölünmüşlerdi..
Sanki bu günlerde de böylesi
kamplara ayırma çabaları var gibi.
Ne dersiniz?????
