Çağımızda barışın sembolü olarak kullanılan
güvercin ve zeytin dalının
bize ait olduğunu biliyor muyduk?
Bilelim ki, Yunan mitolojisindeki
barış tanrıçası Irini'den önce
bizim inanç kültürümüzde
zeytin dalı ve güvercinin
oldukça önemli bir yeri vardır.
Nasıl mı????
Hz. Nuh Peygamberimiz, iman edenlerle birlikte
Tufan’dan kurtulup şeytanlardan uzak,
güven dolu bir dünyaya ayak bastıklarında,
onların arasına ağzındaki zeytin dalı ile
bir güvercin katılıvermişti. Aynı güvercin,
622 yılında Sevr Mağarası’nın önüne gelip,
oracıkta kuluçkaya yatıvermişti.
Çünkü o mağaranın içinde
İki Allah dostu vardı: Allah Resulü (s.a.s) ve
Sadık arkadaşı Hz. Ebubekir.
O güvercin, onları katletmek için
takip eden gözü dönmüş katillerin
gözlerinden ırak tutmuştu o güzelleri..
Evet, evet, o ağzı zeytin dallı ve kuluçkadaki
güvercinler bizim güvercinlerimizdi.
Merhum Arif Nihat Asya’nın dizelerinde
dillendirdiği gibi, o güvercinler, şimdi bizim
“mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü olan
Ay yıldızlı bayrağımızda tecessüm ediyor.
Geliniz, şimdi onu selamlamadan uçan kuşların
yuvalarını bozalım. Ona bizim gözümüzle
bakmayanların mezarını kazalım!!!!!!!


