Şerif Simavi

Şerif Simavi

Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com

ONUN KAPISININ KÖPEKLERİ

17 Temmuz 2017 - 22:02

ONUN KAPISININ KÖPEKLERİ

Anlatırlar:

Neyzen Tevfik ve Mehmet Akif samimi dostlarmış.

Bir gün güftesi Âkif’e ait olan bir eseri

ney ile icra ediyormuş Neyzen.

Âkif duygulanmış ve ağlamaya başlamış.

Onun bu halini gören rind Neyzen,

Sevgili dostuna dönmüş:

- Dostum, demiş. O’nun için niye ağlarsın? 

O’nun bizim gözyaşlarımıza ihtiyacı mı var ki?

Ağlayacaksan sen bana ağla. 

Ağlanacak olan benim, ben…"

Ancak Âkif’in, bu sözleri 

biraz yadırgadığını gören Neyzen, 

derin bir “ahhh” çekip devam etmiş: 

“Bizler, ONUN kapısının köpekleriyiz.

Bazen sahibimize böyle hırlarız.” 

Her daim O’na muhtaç olmamıza rağmen 

bazılarımızın, zaman zaman O’na hırlamasını,

O’na nankörlük etmesini yadırgarız değil mi?

Oysa Yaratan da, Neyzen kulunu onaylıyor

ve buyuruyor ki:

“İnsan Rabbine karşı son derece nankördür.

Kendisi de buna tanıktır.” (Kur’an,100/6,7)

Hamurumuzda böyle bir mayanın 

bulunmasının hikmeti nedir acaba? 

Anlamakta zorlanıyorum doğrusu.

Çok sevimli, çok masum, kötülük nedir bilmeyen

bir yavrudan, ir katil, bir sahtekâr, bir vampir üreten

bizleri de anlamakta zorlanıyorum. 

Dua ve tövbelerimizi yoğunlaştıralım mı?

Yaradan’ın sarayının kapısında barınırken,

hırlamalarımız ve nankörlüklerimiz olmuş ise

af ettirelim mi kendimizi?

Hatalarımızı sildirelim mi?

NE DERSİNİZ?