“Bir Bilen Dostum” ile yaklaştığımız
Ramazan Ayı üzerine sohbet ediyoruz.
Bir kesiti paylaşmak istedim.
“Şerifciğim, belki yadırgayacaksın ama,
ben Ramazanla olan ilişkimizi,
Robinson’un adasına ve onun
Cuma ile olan ilişkisine benzetiyorum.
“Oda ne demek Üstadım? dedim.
Şu demek Şerifciğim.
Gerek görsel, gerek yazılı,
gerekse sosyal medyada
İslam ve Kur’an hakkında
o denli ileri geri konuşuluyor,
absürt anlatımlar yapılıyor ki,
bu konuşulan ve yazılanlardan
dolayı bazılarımız “İslâm bu ise ben yokum,”
demekte sakınca görmüyorlar.
Ayrıca bazı Müslümanların yanlışları
o denli lanse ediliyor ki, bir çoklarımız:
“ Bunlar da Müslümansa ben değilim,” diyorlar..
Ben de diyorum ki, geliniz, Ramazan Ayı,
Robinson’un ıssız adası olsun;
tüm benliğimizle sığınalım,
yerleşelim o adaya.
Orucumuzla, namaz ve niyazımızla,
hayır ve hasenatımızla
Rabbimizle başbaşa olalım.
İhlas ve huşu içinde yalnız ve yalnız
O’na ibadet edelim ve yalnız
O’ndan yardım dileyelim.
O adanın temiz ve berrak sularıyla
ruh ve bedenlerimizi yıkayalım.
O adada, Robinson’un Cuma’sı gibi
güzel dostlarımız olsun.
Onlarla hemhal olalım.
Bazı medya organlarının
algı operasyonlarından uzak kalalım.
Robinson'u tutsak eden korsanların
esaretinden kurtulmayı becererek,
tüm benliğimizle sığınalım bu adaya.
Şerifciğim, haydi, haydi sen de gel,
benim Cuma Dostum ol ve
bir sandala binip ulaşalım o adaya…
“Bir bilen Dostum,” ilginç bir benzetme ile
gerekli mesajları verdi bendenize.
Hep birlikte o ıssız adaya
yolculuk yapmaya ne dersiniz?
Hayırlı Ramazanlar, hayırlı yolculuklar...
