Kötüdür; alışkanlıklar, bağımlılıklar.
Siz ondan kaçarsınız, ama o sizi bir gölge gibi takip eder.
Alkol, uyuşturucu, sigara, kumar gibileri,
aklımıza, sağduyumuza hep galip gelmek isterler.
Yapıştı mı yakamıza bir kere, bırakmak istemez bir türlü.
Hikaye bu ya..
Bir alkol bağımlısı, kaç kere bırakmak istediyse
bir türlü yakasını kurtaramamış ondan.
Yine bir gün, illallah deyip, bir mabede sığınmış.
Hırpani kıyafetiyle çekilmiş bir köşeye;
Huşu ile ihlas ile tüm benliği ile sığınmış Rabbine.
Açmış ellerini ve gönlünü O’na. Başlamış yakarışa.
“Kurtar beni Ya rab! Müptelası olduğum bu beladan.
İradem, kararlılığım doğrultusunda başarılı kıl beni!
Sana muti kul, Peygamberinin yolunun yolcusu eyle beni!
Affet beni Allah’ım! Kitabında müjdelediğin
cennetini nasip eyle bana!
Bu minval üzere, hafif bir sesle dua ederken,
yanına, onu tanıyan “Ham yobaz, kaba softa”
diye tabir edilen bir adam yaklaşmış.
Başlamış onu azarlamaya..
Fanatik, sözlerini bitince, ona
ilginç bir cevap vermiş bağımlı adam:
“Yahu, ne kızıyorsun? Ben senden bir şey istemiyorum ki…
Sonra, burası da, senin babanın malı değil ki.”
Aman dikkat! “Bir kereden ne olacak ki,” deyip
Sonra yakamızı bırakmayacak işlere bulaşmayalım.
Yanılıp yenilip tuş olmuşsak da,
“Zararın neresinden dönülürse orası kârdır” deyip
Elimizden gelen azmi ve kararlılığı gösterelim.
“Beşer, şaşar” ilkesince düşenler varsa da,
kibarca ellerinden tutup kaldırmaya bakalım.
Ve O’NA ellerimizi açmayı,
yalvarışlarımızı eksik etmeyelim.
Ne dersiniz?
