Değerli Dostlar! Orta öğrenim yıllarımın geçtiği
tarihi bir yapının sitemini paylaşmak istedim sizlerle.
Şimdi sadece belgelerde resmi kalan o yapı feryad ediyormuş;
ahşabıyla, taşıyla tuvlasıyla. “BEN” diyormuş,
“ binlerce bebeyi barındırdım.
Onlara okuma - yazma öğretildi duvarımdaki kara tahtalarda.
Önce kent çocuklarını kucakladım.
Sonra da, ovaların, Uludağ’ın köylerinden gelen delikanlıları.
O delikanlılar o denli sevdiler ki beni;
bir ara onları kucaklayamaz oldum da,
bahçemdeki askeri barakalarda
eğitim ve öğretim görmeye başladılar..
Kepçelerle, dozerlerle kolumu kanadımı
Kıran siz ey AKILSIZLAR!
Benim O çocukları; onların da beni çok mu çok
özlediğini bilemezsiniz siz.
Onlardan bazılarının, önümden geçerken
iç çektiğini, bazılarının da gözyaşı döktüğünü
görüyor gibi şimdi hayal olan pencerelerim.
Karşımda MURAT HÜDAVENDİGAR yatıyordu.
Onunla her daim selamlaşıyorduk.
Onun Bursa’nın Çekirgesine yaptırdığı
bu camiye, hamama ve külliyeye
gelip gidenlerle de merhabalaşıyorduk.
Ahh be Gafiller! Kırdınız kolumu kanadımı..
Ayırdınız beni yavrularımdan, tarihimden…”””
Dostlar! Tarihe sahip çıkmak,
Galiba taşa, tuğlaya, ahşaba da sahip çıkmak olsa gerek..
Ne dersiniz????.jpg)
