ZÜLEYHA’NIN AŞKI
VEYA
BEŞERİ AŞKTAN İLÂHİ AŞKA
Değerli Dostlar! Sizlere bu başlıkla
Milattan önce 1700'den 1580 yılları arasında
Mısır’da geçen bir aşk hikâyesinden söz edeceğim.
Sakin bir anımızda okuyalım lütfen ve
kıssanın kahramanını da, selam
ve saygı ile anmış olalım.
Derler ki:
“Bazı ilâhi aşklar, beşeri aşktan geçer.”
Bu konuda delil olarak da,
Hz. Yusuf ile Züleyha’yı gösterirler.
Malumdur ki, Kutsal Kitabımızda
beşer güzeli Hz. Yusuf kıssası vardır.
Hani, şu evin hizmetçisine âşık olduğu için
Mahalledeki kadınların:
" Aşktan yüreği paralanmış;
doğrusu, yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz onu!"
diye dedi kodusunu yaptıkları kadının
maşuku olan YUSUF.
Ama ONU salona girdiğinde gören
bu kadınların, koro halinde:
"Aman Allahım! Bu ölümlü biri olamaz;
olsa olsa gözde bir melek bu!" dedikleri YUSUF.
Bu Yusuf, kendisini temaşa eden kadınların,
şaşkınlıktan meyve yerine
ellerini, parmaklarını kestikleri YUSUF.
Ve saray Hanımefendisinin
bu kadınlara dönüp:
"İşte hakkında beni kınayıp
yerdiğiniz kimse bu!" dediği YUSUF.
Bu Yusuf, Hanımefendinin:
"Evet, gerçekten de o'nun
gönlünü çelmek istedim.
Ama o kendini (bundan) sakındı.
Ne var ki eğer bundan sonra da
istediğim şeyi yapmazsa
mutlaka hapsedilecek ve kendini
aşağılanmış kimselerin arasında bulacak!"
dediği YUSUF.
Bu Yusuf, âşıkın, maşuka kurduğu
tuzağa düşmemek için Rabbine:
"Ey Rabbim! "Benim için hapis,
bu kadınların isteklerine
boyun eğmekten daha iyidir.
Sen onların oyunlarını-tuzaklarını
benden uzak tutmazsan,
ben onların ayartmalarına kapılır
ve [doğru nedir, eğri nedir] seçemeyen
şaşkın kimselerden olurum,"
diye Rabbine yalvaran YUSUF.
Bu Yusuf, karısının iftirasına
inanmamasına rağmen,
Mısır Kralının hapse attırdığı Yusuf.
Bu Yusuf, bazen masumların da düştüğü
Medreseyi Yusuf’ta (Hapishane) de
hapishane arkadaşlarına:
“(Öncelikle şunu) bilin ki, ben,
Allah'a inanmayan ve ahiret gerçeğini
tanımaktan ısrarla kaçınan
bir toplumun izlediği yolu terk ettim,”
diye kendisini takdim eden YUSUF.
Orada onlara:
“Ey mahpus arkadaşlarım! Hangisi daha iyidir:
birbirinden ayrı pek çok
rab[bın varlığına inanmak] mı,
yoksa bütün varlıklara egemen
bir tek Allah[a inanmak] mı?”
diye sorularla tebliğde bulunan YUSUF.
Ve onları :
“Allah'ı bırakıp tapındığınız her şey,
gerçekte sizin ve atalarınızın
kendi muhayyilenizden çıkardığınız
[anlamsız]
isimlerden öteye geçmemektedir;
çünkü Allah, bunlar hakkında
hiçbir kanıt indirmemiştir.”
Diyerek uyaran YUSUF.
Ve devamla:
[din, inanç ve ibadet konusunda]
hüküm yalnızca Allah'a aittir.
Ve O size, kendisinden başkasına
kulluk etmemenizi buyuruyor.
İşte dosdoğru olan [tek] din budur;
ama insanların çoğu bunu bilmez.”
sözleriyle mahpusları uyaran YUSUF.
Bu YUSUF, gün gelip tutsaklıktan kurtulan
ve Mısır’ın lideri olan YUSUF.
Bu YUSUF; Allah’ın:
“ Yusuf’a o ülkede, işte böyle
emin bir yer sağladık;
öyle ki, dilediği yerde konaklayabilir/
dilediğini yapabilirdi.
Biz, rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz,
ama iyilik yapanların hak ettiği
karşılığı vermekten de geri durmayız..”
diye taltif ettiği YUSUF.
Bazı tasavvuf erbabına göre işte bu YUSUF,
bir gün şehrin sokaklarında ZÜLEYHA’yı;
kendisini zindana attıran kadını görür.
Züleyha, eşinden ayrılmış,
fakru zaruret içindedir.
Yaşlanmış, eski güzelliği kalmamıştır.
Yüzü kırışmış buruşmuştur.
Yusuf’u (Maşuk’u) ona der ki:
“Züleyha! Benimle evlenmek istediğinde
sana yaklaşmam mümkün değildi.
Çünkü ben köleydim, sen de evliydin.
Ama şimdi dul bir kadınsın.
Ben de köle değilim.
Şimdi evlenir misin benimle??
Züleyha, uğruna deli divane olduğu Yusuf’a baktı;
Gözleri farklı bir ışıltıyla parladı.
Ve cevaben dedi ki:
HAYIR, YUSUF! SANA OLAN AŞKIM,
SADECE BİR PERDE İMİŞ.
NEREDE Mİ???
BENİMLE, GERÇEK MAHBUB (sevgili) ARASINDA..
Hamd olsun ki, o perdeyi yırttım.
Artık senin aşkına ihtiyacım yok…”
Bu aşkı, “Yusuf ile Züleyha “adlı eserlerde
Yahya Efendiler, Fuzuliler ve Şeyh Galipler……
onları nasıl anlatmıştır bilmiyorum, ama
bizler Kur’an’da anlatılan ve bu anlatımdan
tasavvufta bir anlam çıkarılan Hz. Yusuf (a.s)’ı
Selam, saygı ve muhabbetle anmış olduk..
Aşksız, sevgisiz, saygısız kalmamak
dilek ve dualarımızla…
