Şerif Simavi

Şerif Simavi

Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com

ZÜLEYHA’NIN AŞKI

10 Ocak 2017 - 16:17

ZÜLEYHA’NIN AŞKI

VEYA

BEŞERİ AŞKTAN İLÂHİ AŞKA

Değerli Dostlar! Sizlere bu başlıkla

Milattan önce 1700'den 1580 yılları arasında

Mısır’da geçen bir aşk hikâyesinden söz edeceğim.

Sakin bir anımızda okuyalım lütfen ve

kıssanın kahramanını da, selam 

ve saygı ile anmış olalım.

Derler ki: 

“Bazı ilâhi aşklar, beşeri aşktan geçer.”

Bu konuda delil olarak da,

Hz. Yusuf ile Züleyha’yı gösterirler.

Malumdur ki, Kutsal Kitabımızda

beşer güzeli Hz. Yusuf kıssası vardır.

Hani, şu evin hizmetçisine âşık olduğu için

Mahalledeki kadınların:

" Aşktan yüreği paralanmış; 

doğrusu, yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz onu!" 

diye dedi kodusunu yaptıkları kadının

maşuku olan YUSUF.

Ama ONU salona girdiğinde gören 

bu kadınların, koro halinde:

"Aman Allahım! Bu ölümlü biri olamaz; 

olsa olsa gözde bir melek bu!" dedikleri YUSUF.

Bu Yusuf, kendisini temaşa eden kadınların,

şaşkınlıktan meyve yerine

ellerini, parmaklarını kestikleri YUSUF.

Ve saray Hanımefendisinin 

bu kadınlara dönüp:

"İşte hakkında beni kınayıp 

yerdiğiniz kimse bu!" dediği YUSUF. 

Bu Yusuf, Hanımefendinin:

"Evet, gerçekten de o'nun

gönlünü çelmek istedim.

Ama o kendini (bundan) sakındı. 

Ne var ki eğer bundan sonra da

istediğim şeyi yapmazsa

mutlaka hapsedilecek ve kendini

aşağılanmış kimselerin arasında bulacak!"

dediği YUSUF.

Bu Yusuf, âşıkın, maşuka kurduğu

tuzağa düşmemek için Rabbine:

"Ey Rabbim! "Benim için hapis, 

bu kadınların isteklerine

boyun eğmekten daha iyidir.

Sen onların oyunlarını-tuzaklarını

benden uzak tutmazsan,

ben onların ayartmalarına kapılır 

ve [doğru nedir, eğri nedir] seçemeyen 

şaşkın kimselerden olurum," 

diye Rabbine yalvaran YUSUF. 

Bu Yusuf, karısının iftirasına 

inanmamasına rağmen,

Mısır Kralının hapse attırdığı Yusuf.

Bu Yusuf, bazen masumların da düştüğü 

Medreseyi Yusuf’ta (Hapishane) de

hapishane arkadaşlarına:

“(Öncelikle şunu) bilin ki, ben, 

Allah'a inanmayan ve ahiret gerçeğini

tanımaktan ısrarla kaçınan 

bir toplumun izlediği yolu terk ettim,” 

diye kendisini takdim eden YUSUF.

Orada onlara:

“Ey mahpus arkadaşlarım! Hangisi daha iyidir: 

birbirinden ayrı pek çok 

rab[bın varlığına inanmak] mı,

yoksa bütün varlıklara egemen 

bir tek Allah[a inanmak] mı?”

diye sorularla tebliğde bulunan YUSUF. 

Ve onları :

“Allah'ı bırakıp tapındığınız her şey, 

gerçekte sizin ve atalarınızın 

kendi muhayyilenizden çıkardığınız

[anlamsız]

isimlerden öteye geçmemektedir; 

çünkü Allah, bunlar hakkında 

hiçbir kanıt indirmemiştir.”

Diyerek uyaran YUSUF.

Ve devamla:

[din, inanç ve ibadet konusunda]

hüküm yalnızca Allah'a aittir.

Ve O size, kendisinden başkasına 

kulluk etmemenizi buyuruyor. 

İşte dosdoğru olan [tek] din budur; 

ama insanların çoğu bunu bilmez.” 

sözleriyle mahpusları uyaran YUSUF.

Bu YUSUF, gün gelip tutsaklıktan kurtulan

ve Mısır’ın lideri olan YUSUF.

Bu YUSUF; Allah’ın:

“ Yusuf’a o ülkede, işte böyle 

emin bir yer sağladık; 

öyle ki, dilediği yerde konaklayabilir/

dilediğini yapabilirdi. 

Biz, rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz, 

ama iyilik yapanların hak ettiği

karşılığı vermekten de geri durmayız..”

diye taltif ettiği YUSUF.

Bazı tasavvuf erbabına göre işte bu YUSUF,

bir gün şehrin sokaklarında ZÜLEYHA’yı; 

kendisini zindana attıran kadını görür.

Züleyha, eşinden ayrılmış, 

fakru zaruret içindedir.

Yaşlanmış, eski güzelliği kalmamıştır. 

Yüzü kırışmış buruşmuştur.

Yusuf’u (Maşuk’u) ona der ki:

“Züleyha! Benimle evlenmek istediğinde 

sana yaklaşmam mümkün değildi.

Çünkü ben köleydim, sen de evliydin.

Ama şimdi dul bir kadınsın. 

Ben de köle değilim.

Şimdi evlenir misin benimle??

Züleyha, uğruna deli divane olduğu Yusuf’a baktı;

Gözleri farklı bir ışıltıyla parladı. 

Ve cevaben dedi ki:

HAYIR, YUSUF! SANA OLAN AŞKIM,

SADECE BİR PERDE İMİŞ.

NEREDE Mİ???

BENİMLE, GERÇEK MAHBUB (sevgili) ARASINDA..

Hamd olsun ki, o perdeyi yırttım.

Artık senin aşkına ihtiyacım yok…”

Bu aşkı, “Yusuf ile Züleyha “adlı eserlerde

Yahya Efendiler, Fuzuliler ve Şeyh Galipler…… 

onları nasıl anlatmıştır bilmiyorum, ama

bizler Kur’an’da anlatılan ve bu anlatımdan

tasavvufta bir anlam çıkarılan Hz. Yusuf (a.s)’ı

Selam, saygı ve muhabbetle anmış olduk..



Aşksız, sevgisiz, saygısız kalmamak 

dilek ve dualarımızla…