Müslüman toplumları kabaca ikiye ayırır; biri büyük ölçüde Batı hayat tarzına ve iletişim araçlarına erişim şanşından yoksun kırsal bölgelerde yaşayan eğitimsiz insanlardan oluşan "büyük çoğunluk" tur. Diğeri ise seküler Batılı değerleri benimsemiş "yaratıcı azınlık" tır.
Marshall 'ın, zihniyeti Cuma vaazlarıyla şekillenmiş "büyük çoğunluk" nezdindeki Batı karşıtı tutumların değişeceğinden hiç umudu yoktur ve bu kesimi "kazanılmaz çoğunluk" olarak tanımlamaktadır.
Ona göre bu insanlar ancak Cuma vaazlarının içeriği düzenlenebilirse değiştirilebilirdi.
Dolayısıyla Marshall, Türkiye'de vaizleri eğitecek bir ilahiyat fakültesinin kurulmasına büyük önem vermekteydi. "The Near East, 1951"
Ali Erken, Amerika ve Modern Türkiye'nin Oluşumu syf 205
Rockefeller Vakfı yetkilisi John Marshall (1903-1980), akademisyenler, uzmanlar (hukuk ve tıp) ve liberal zihniyetli Müslümanları, Müslüman dünyada yetişmiş, İslam çerçevesinde yapıcı bir değişikliğin başını çekebilecek bu "Yaratacı azınlık" ın üyeleri olarak tanımlamıştı. "The Near East, 1951"
Marshall bu insanların yardımıyla, Batılı normlarla daha uzlaştırmacı bir paradigma inşa ederek "İÇERİDEN" bir değişiklik önermektedir.
Ali Erken, Amerika ve Modern Türkiye'nin Oluşumu syf 207
İşte 1950-60, 1983-1991 ve dahi son 20 yıldır bu İÇİMİZDEN dönüşümün doruk noktasındayız.
Ve adamlar başardı,
Müslümanlar İÇERİDEN DÖNÜŞTÜ..


YORUMLAR