Şerif Simavi

Şerif Simavi

Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com

MELEK VE ŞEYTAN

15 Aralık 2022 - 00:37

Bir zamanlar İslâm dünyası, işlerini
akıl, gözlem, deney ve vahiy yardımı
ve birlikteliği ile yönlendirirmiş.
Özellikle 9. 10. 11. 12 ve 13. Yüzyıllarda,
bu birlikteliğin en şahika örneklerini yaşamış.
İbni Sina’nın Kanun adlı kitabından,
18. Yüzyıllara kadar Batı Dünyası bile yararlanmış.
Sonraları ne olduysa olmuş,
keser dönmüş, sap dönmüş ve işler değişmiş,
duygular ve hislerle objeler ve olaylar çözümlenmeye başlamış.
İşte bir örnek:
Yıl 1857. Yer İstanbul tersanesi.
“Fethiye” adlı bir “Kalyon-ı Hümayun” inşa edilmiş.
Denize indirilmek için büyük bir tören düzenlenmiş.
Önemli devlet ricali orada hazır ve nazırmış.
Herkes Padişah Abdülmecid’in gelmesini beklemekteymiş.
Tam bu sırada koca kalyon, kendiliğinden harekete geçmiş
ve kızaktan kayarak, lambur lumbur denize inmiş.
İnmiş inmesine de, kayarken
birkaç masum işçinin ölümüne de sebep olmuş.
Herkes şaşkınlıkla bu olayı seyrederken
İstanbul kadısı, derhal hadiseye bir yorum getirmiş
ve demiş ki:
“Efendim, halatlarla bağlı olan bu geminin,
kendi kendine inmesi mümkün değil.
Bunu indirse indirse, MELEKLER indirmiş olabilir.”
Onun bu değerlendirmesine,
yanında bulunan zarif ve kibar bir adam
ilginç bir cevap vermiş:
“Evet, evet, bu geminin bu şekilde inişine
melekler sebep olmuş olabilir(!)
Amma işin içine biraz da ŞEYTANLAR karışmış olmalı ki,
birkaç kişinin helak olmasına sebep oldular.”
(T. Akyol, Bilim ve Yanılgı, s.103)
Millet olarak, bilim ve vahyin sınırlarının
ne zaman, nasıl, nerelerde ayrıldığını
ve her ikisinin ne şekilde meczedilebildiğini
ne zaman öğreneceğiz acaba?
Ne dersisiniz?

YORUMLAR

  • 0 Yorum