Ali Karaca

Ali Karaca

Hayata Dair Ne varsa Düşünelim
alikaraca@gmail.com

TÜRKİYE VE DEPREM GERÇEĞİ..

21 Ekim 2025 - 16:51

    Kentsel dönüşüm de önemli yol kat etmiş ve deprem konusunda onlarca çalışma yapmış ve makaleler yazmış birisi olarak deprem ülkemizin bir gerçeği ve tek hakikati.!
     Bu durumu bir kez daha en son bugün 15.02 de  merkez üssü "Marmara Ereğlisi" açıkları olan 5.0 büyüklüğünde ki depremde yaşadık.! Yine paniğe kapıldığımız bir an oldu, oysa sağlam ve güvenlikli binalar inşaa edebilmiş olsaydık böyle bir durumu yaşamazdık.!
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bulunduğu coğrafya başta kadim Anadolu toprakları olmak üzere büyük bir bölümü deprem kuşağında ve riskli alanlarda kurulmuştur. Hatalar zinciri geçmiş dönemlerden itibaren sürdülerek devam ettirilmiş ve böylece yapı stoku çürük ekonomik ömrünü tamamlamış riskli binalar ile karşı karşıya kaldık.!
    Türkiye'de hiç bir zaman eğitim ve öğretimin deprem gibi bir önceliği ve konusu olmamıştır. Bizlere ülkemizin bir deprem kuşağında olduğu ve okullarda bu konuda hiç bir zaman bir eğitim ve bilgilendirme yapılmamıştır. Yakın tarihimizde onlarca büyük depremler yaşamamıza rağmen bu konuda özellikle büyükşehirlerde ve taşrada rant ve imar oyunları ile yeni yerleşim alanları imara açılmıştır.
    Ülkemizin yaşadığı büyük depremler ve sonrasında hala kentsel dönüşüm için mal sahipleri ile müteahhit firmalar arasında rant bölüşümü konusunda ki sıkıntılar devam ediyor. Bir kez daha gördük ki deprem kuşağında olan Türkiye kentsel dönüşüm ve yenileme konusunda çok ciddi bir mesafe kat edemedi ve bu alanda hala suistimallere devam edilmektedir. Bitmek tükenmek bilmeyen taleplerin karşılanması mümkün görünmemektedir. 
   Yaşadığımız bu coğrafyada ne deprem bilimcileri olan Jeologların ne Jeofizik mühendislerinin yine nede deprem ve afet konusunda uzman bilim adamlarının yada "Mimar ve Mühendisler Odası" gibi meslek kuruluşlarının ikaz ve uyarıları hiç dikkate alınmadan inşaat sektöründe binalar siteler işyerleri lojmanlar ve diğer yerleşim merkezleri yapıldı. Yerel yönetimler Deprem konusunda ki gereken hassasiyeti göstermemiştir. Rant uğruna her şeye bir kılıf uydurarak işlerimizi yürütmeye çalıştık.! 
    Yapı ve inşaat sektöründe ki yapılan hataların ve uygulamalar da ki eksikliklerin neler olduğunu hep birlikte inceleyerek yaşadığımız asrın felaketi olarak adlandırılan K. Maraş  merkezli diğer büyük depremlerden ders çıkarmaya çalışacağız. Bizlerin birinci önceliği sağlam ve güvenlikli yapılar inşaa etmek? Öncelikle deprem fayı üzerinde bulunan çürük yapı stokundan biran önce kurtulmak için seferberlik ilan edilmesi gerektiğine inanıyoruz, bu ivedilikle yapılması gereken bir acil eylem planı olmalıdır.
     İlk olarak depreme karşı binaların dayanıklılığını artıran ve göçmesini engelleyen perde duvar kalıp sisteminin eksikliğinin giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz. TOKİ'nin inşa ettiği, düşey taşıyıcıları sadece perdelerden oluşan tünel kalıp sistemi ile inşaa edilen binalarda kullanıldığı ve bu nedenle daha az veya hiç hasar meydana gelmediğini yaşadığımız depremlerin büyüklüğü göz önüne alındığında bu durumu hep birlikte gördük. Yüksek katlı rezidanslar ve gökdelenler uygun olmayan sıvılaştırılmış zeminlere bu bölgelere asla inşaa edilmemelidir.
   Zayıf ve yumuşak zeminlere tarım arazilerine inşa edilen binalarda göçme ve ağır hasarlar meydana geldiğini özellikle Hatay, K. Maraş, Malatya ve Adıyaman İllerimiz de gördük.! Birde buna Zemin katlarda yüksek dükkanların olması, hiç bir bölme duvarı ve bağlantı kirişlerinin olmaması, kat yüksekliğinin fazla olması ve bazen asma katların yapılmış olması nedeniyle, taşıyıcı sistemleri düzensiz hale getirmiştir. Bunlara bağı olarak da yumuşak sıvı zemin ve zayıf kat, çoğunlukla ikisinin de birlikte olduğu kat mekanizması oluşmuş veya binaların toptan göçmesi söz konusu olmuştur.
   Bölgede kullanılan beton kalitesinin standartlarn çok altında ve düşük olduğu görüldü. C-30, C-35 ve C-40 üzeri beton dayanıklılığı kolay kolay kırılmazdı. Kullanılan betonun kolayca un ufak gibi dağılabiliyor  olması kötü malzeme kullanılmasından kaynaklanan büyük hatalardan olduğunu gördük? Ayrıca donatı işçiliği hep aynı, zayıf ve kolonlarda sargı etkisi göstermeyen, 90 derece kancalar nedeniyle kolayca açılan enine ve yatay donatıların (demir sargıların) yaygın olduğunu gördük. Ama gerek Adıyaman da ve gerekse Maraş'ta gözlemlenen zayıf zemine inşa edilmiş çok katlı binaların, rezidansların durumu gibi. K.Maraş'ta eski Maraş bölgesi, Adıyaman'da şehir merkezi, buralarda ayakta duran binalar da var. İş dönüp dolaşıp doğru mühendislik hizmetinin verilmesinin önemine geliyor.
     Bu konuda binaların zeminine uygun kat sayısında ve doğru tasarıma sahip olmasının önemine vurgu yapabiliriz. Eski Yapı stoku çürük olduğu için yeni yapı imalatı üretimini çok önemsememiz gerekiyor. Maalesef bir umursamazlık ve denetimsizlik var. İnşaat ve bina yapmını herkes biliyor çünkü bütün başka meslek erbabı olan kişiler bu karlı inşaat sektörüne akın ettiler. Bu işlerde birde büyük rantlar dönünce kötü yapılaşma ve güvenliksiz yapılar ortaya çıktı. Fakat inşaat işi müteahitlik sanıldığı gibi hiçte öyle kolay bir şey değil. Teknik bilgi alt yapı ve inşaat yapı tekniği ve deneyim isteyen bir sektör. Çalışan bir projede yapı denetiminin sağlanması son derece çok önemli.
    Bu büyük asrın felaketinde ki deprem de yıkılan binalarda yapısal tasarım hataları büyük? İnşaat mühendislerinin tasarım yaparken, Mimarın çizgisi değişmez ilkesini terk etmeleri gerekiyor. Binalarda ve ofislerde konfor değil dayanıklılık ön planda olmalıdır. Mühendislerin yapısal tasarımdan taviz vermemeleri gerekiyor çünkü iyi bir taşıyıcı sistem tasarımı son derece önemli. Depremde yıkılan ve ağır hasar gören binalarda, dayanıksız beton, zayıf donatı işçiliği yanında, yapısal tasarım hataları da var. Hep inşaat mühendisleri, müteahhitler, yapı denetim firmaları suçlanıyor. Fakat bu durumun bir kaç aşamalı olan ayağı var.
     Hasar görme ihtimali yüksek binalarda, bir şekilde rolü olan herkesin - kamu otoritesi, mahalli idareler dahil - farklı seviyelerde payı ve sorumluluğu olanlar var. Binalarda iyi bir taşıyıcı sistem tasarımı için, mimari projelerin de buna imkan sunması lazım. Mimari projelerde, inşaat mühendislerinin taşıyıcı sistem tasarımına ilişkin talepleriyle, gerekli düzeltmeler yapılması, konsensüs sağlanması lazım. Mimarlar mesleğini icra etsin, uygun tasarımlar yapsın, özgün cepheler oluştursun ama artık taşıyıcı sistem düzensizliğine neden olan kapalı çıkmaları terk etmeliyiz. Çünkü kapalı çıkmalar nedeniyle, bina çevresine perde yerleştirilememesi ve oluşan diğer taşıyıcı sistem düzensizlikleri, depremlerde önemli yapısal hasarların oluşmasına neden oluyor.
    Bu konu, imar planlarıyla da doğrudan ilgili bir durum. İmar planlarında bu doğrultuda düzenleme yapılması gerekli. Kapalı çıkma olmaksızın da mimarlar cephelere özgünlük verebilir. Her şeyden önemlisi Japonya gibi bir ülke de büyük depremler de çok az can kayıbı yaşanırken bizde toplu ölümlerin olması bu yüzyılda kabul edilebilir bir durum değildir. Yapı tekniğine uygun zeminlere ve gerekli yükseklikte kaliteli ve güvenli inşaat imalatı yapılarak doğru sonuçlar alınması gerekmektedir. Tabi ki günümüzde özellikle büyükşehirlerde işini doğru yapan inşaat firmaları var, fakat onlarda yerel belediyeleri sıkıştırarak imar planı artırmak için çeşitli yöntemlerler kullanıyorlar.
   Perdeli binaların depreme direncinin çok daha iyi olduğu çerçeve sistem ağırlıklı tasarımlar yerine, perde - çerçeve taşıyıcı sistem tasarımına ağırlık vermemiz gerekiyor. Perdeler, yapılarda rijitlik (esnemezlik) sağlayan elemanlar. Perdelerin binaların iki doğrultusunda dengeli yerleştirilmesi gerekiyor. Maraş'taki bazı binalarda, perdelerin sadece bir doğrultuda yerleştirildiği dikkatimizi çektmiştir. Normalde perdelerin uçlarında Deprem sırasında büyük basınç ve çekme kuvvetleri söz konusu oluyor. Perdenin uç bölgesinde yatay donatılar var fakat aralığı seyrek. O nedenle tam bir sargı etkisi sağlanamamış. Betonda ezilmeler meydana gelmektedir.
    Gerek perde uçlarında, gerekse kolon ve kiriş uçlarında etriyelerin (demir sargı) sıkılaştırılması son derece önemli. Betonarme yapılarda kolon, kiriş gibi taşıyıcı sistem elemanlarının boyuna donatılarını saran, inşaat çeliğinin bükülmesiyle elde edilen bir sargı donatısının seyrek olması durumunda, betonda ezilme ve boyuna donatılarda burkulma veya moment (dönme) olacağı deneysel olarak da gösteriliyor. Depremlerde bu tür perde hasarlarını maalesef hep görüyoruz. Binaların bir yığın gibi olduğu yere yıkılmasını asla kabul etmiyoruz.! Binalar deprem de yatay ve dikey olarak çalıştıklarında yan dönerek moment yapabilirler fakat asla olduğu yere yıkılmazlar. O zaman TUS hatası dediğimiz yanlış uygulama yapılmıştır.
    Şimdi yaralarımızı sarma ve yeniden harekete geçme vakti fakat hem beklenen büyük Marmara depremi ve yapı stoku çürük  Marmara bölgesi ve İstanbul gibi özellikle fay hattının üzerinde bulunan şehirlerimiz için istediğimiz gibi bir hızla çalışmalar yapılmadığını görmekteyiz. K. Maraş merkezli depremler de başta olmak üzere bunlara acil eylem planları da eklenerek bütün Artık bugün bu ekonomik krizde Türkiye yeniden ayağa kalkarak kolların sıvanarak bu büyük çürük yapı stokunun altından kalkınması için el ele verilerek birlik ve beraberlik içerisinde geleceğimizi yeniden inşaa etme vaktidir.
Ali KARACA
Araştırmacı Tarihçi
Yazar ve Şair
İSTANBUL

YORUMLAR

  • 0 Yorum