(KAZIM MİRŞAN)
"Latin alfabesi" diye bilinen alfabe esasında "Etrüks Runik" yazısından türemiş bir alfabedir.Etrüks Runik yazısı ise Göktürk Runik yazısı ile akrabadır. Yani bizim Latin harfleri diye aldığımız harfler aslında Göktürk harfleriyle aynı kökenden gelmektedir.
2004 yılında Etrüks Yazıtları Göktürkçe ile okunabilinmiştir. Yani bu harfler öz be öz Türklere aittir. Etrüsk alfabesi ile Orhun Runik yazıtlarda ki Türk tamgalarında ki benzerlik bu durumun bir ispatıdır.
Zamanında Troyalılar ve İskitler (Saka Türkleri) İtalya Coğrafyasına göç etmiş ve Roma Medeniyetini kurmuştur. Efsaneye göre Büyük Roma Medeniyetini kuranlar yani Etrüksler, Türk milletinin kendileridir.
Türk tarihi, dili ve kültürü üzerinde önemli araştırmalar yapan merhum Yük. Mühendis "Kazım Mirşan" hayatının büyük bir kısmını Türk tarihi ile ilgili yeni tezler ortaya atarak büyük tartışmalara yol açtı! Fakat bilim çevreleri ve akademik dünya bu çalışmalara fazla itibar etmedi.
"Etrüsk" Yazısı’nı dünyada ilk defa okuyan Kazım Mirşan, "Orhun - Selene Yazıtları" üzerinde de incelemelerde bulundu. Türk tarihiyle ilgili tartışma yaratacak yeni teoriler öne sürerek önemli bilgi ve belgeleri kamuoyu ile paylaşarak bugün yeni kazılarda yapılan çalışmalarda Türk tarihi ve medeniyeti açısından izlerin bulunmasına vesile olacaktır.
Araştırmacı - Yazar Kazım Mirşan, Türk tarihinin seyrinin en önemli noktasının Türklerin devlet kurma ve idare etme özelliği olduğunu kaydetti. Türklerin batıda ki izleri özellikle Oslo, Kopenhag ve Görtland gibi bir noktalara "Alma - Ata" 8500 km uzaklığa taşınması Latin alfabesi konusunda ki çok önemli delillere ulaşmak açından çok önemlidir.
Türk tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Kazım Mirşan, Türklerin Anadolu’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada etkinliklerini sürdürdüklerini belirterek, şunları söyledi? "Türkler her zaman devlet kurmada ve idare etmede en önemli medeniyetlerden biri olmuşlardır." Devlet kurma ve idare etmek bir sanattır. Türkler de bunu en iyi yapan medeniyettir.
Türkler'in tarih'te ki kaynaklarına baktığımızda çok geniş ve sağlam bir haberleşme ağının olduğunu görmekteyiz. Türk Hakanları ve Sultanları sınır boylarında, olan, biten her şeyden haberdar olmaktadırlar. Bir alfabe ve kullanılan dilin o günkü insanlar üzerinde ki etkisi devletin sınır güvenliği için büyük önem arz etmektedir. O gün ki teknoloji açısından önem arz etmektedir.
Etrükslerin Alfabesi (Latin Alfabesi) de Türk Alfabesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (Tarih, Filoloji, Arkeoloji ve Antropoloji'yi) çok iyi biliyordu. Bu donanımlar sayesinde batı'nın tarih tezine karşı Türk tarih tezi ile baş kaldırıyordu. Hatta bir gemiye Etrüks ismi bile koymuştu. 1 Kasım 1928'de de Harf Devrimi yaparak aslında Türkleri kendi öz alfabesine kavuşturmuştur.
Ve günümüze gelindiğinde 2006 yılında İtalya'da Ferrara Üniversitesi'nin yaptığı araştırmalar sonucu Etrüksler ile Türklerin DNA yapısı %97 oranında eşleşti ve Etrükslerin genetik yapısının İtalyanlardan çok Türk’lere benzediği ortaya çıktı. Uzmanlar, özellikle Etrüsklerin Murlo kasabasında ki torunlarının genetik yapısının, birebir Türk'lerin genetik yapısıyla örtüştüğünü vurguladı. Bu ilginç çalışmalar mutlaka daha da genişletilmelidir.
Türkiye Cumhuriyet'i Devletinin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu harf inkılabı sayesinde okullarımız modren eğitime geçerek bu günkü durumuna gelmiştir. Ayrıca okullarımız da eski Türk tarihini daha iyi anlayabilmemiz için eski yazı dillerimiz olan Göktürkçe ve eski Türkçe yani Osmanlıca da mutlaka öğretilmelidir. Çünkü bir millet geçmiş tarihini bilmeden geleceğini doğru inşa edemez.
Türk milleti olarak yeni nesilimiz, mutlaka Göktürkçe öğrenerek Orhun ve Yenisey anıtlarında ki kitabeler de yazılı bulunan Türk milli kimliğinin özü sayılan hikmetli sözleri bu sayede daha iyi öğrenerek anlayabilecektir. Bilge Kağan, Kül - Tegin ve Tonyukuk bu kitabelerde Türk milletinin yol haritasını doğru kodlayarak abideleştirmişlerdir. Türk'i topluluklar ve Oğuz nesli, Orta - Asya, (Moğolistan) steplerinde ki Türk kültürünü bu sayede daha iyi algılayacaklardırlar.
Ayrıca Kavimler göçünü başlatarak kuzeyden batı Avrupa da ki nüfus hareketlerinde değişikler yaşatan Atilla önderliğinde ki Türk kavminin oralarda ki izlerini mutlaka araştırarak kültürümüze katmalıyız. Macaristan da kendilerini Kıpçak Türk'ü olarak tanıtan soydaşlarımıza dil konusunda mutlaka yardımlarda bulunmalıdır. Ural - Altay dil gurubuna bağlı bir çok kavimle hala çok yakın bir bağımız yok? Dil birliği bir milletin geçmiş kavimlerine ait kültürünü ve tarihini daha doğru bir şekilde öğrenme fırsatını elde etmesine vesile olur.
Bir milletin kendi kültürünü günümüze taşıması açısından daha önce sahip olduğu dilleri Türklerde (Göktürkçe ve Selçuklu, Osmanlı Türkçesi) okullarımızda mutlaka okutulmalıdır. Türk'üz ama, ne geçmişimize ait dillerimizi, nede arkaik (Geçmiş) dönem başta olmak üzere kültürümüzü yani, Türkistan coğrafyasın da yaşadığımız hayatı çok iyi bilmiyoruz. Oysa bozkır steplerinden günümüze kadar olan yaşantımız incelendiğinde kadim Türk milletinin tarihe nasıl yön verdiğini ve nasıl hareketli bir millet olduğunu tüm dünya gibi bizlerde görmekteyiz.
Ülkemiz de "Türk Tarihi" Ünivesitesi araştırmalar ensitüsü gibi veya zamanında Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu "Türk Tarih Kurumu" gibi çok önemli kuruluşlar kurularak, akademik çalışmaları bir an önce ivedilikle hayata geçirmelidir. Zira yaşadığımız coğrafyada emelleri olanların, Türk kimliği üzerinden oynadıkları oyunları görememek gerçekten körlük olur..
Ali KARACA
Araştırmacı Tarihçi
Yazar ve Şair
İSTANBUL
Kaynaklar :
Ord Prof Dr Reha Türkkan Oğuz
Prof Dr Faruk Sümer
Prof Dr Ahmet Taşağıl
Dr Muazzez İlmiye Çığ
Yük Mühendis Kazım Mirşan

YORUMLAR