Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

DR.MEHMET REMZİ SAKARYA VE "BALLI SÜT"

20 Ocak 2022 - 14:44 - Güncelleme: 20 Ocak 2022 - 16:51

Abdüsselam Kuran Kursu’na ilk başladığım senelerde, yatılıya bir türlü alışamamıştım. Geceleri akıl almaz korkular duyuyor ve uyuyamıyordum. Yatakhanede yaklaşık 20-25 talebe idik. Bu kalabalığa rağmen, ışıklar söner sönmez hafakanlar basıyordu beni. Boncuk boncuk terliyor; yorganın altında büzülmüş bir vaziyette, öylece bekliyordum çoğu kez. 

Çoğu kez “Sabah Ezanı” kurtarıcım oluyordu. Ezan okunur okunmaz “İlkbaharın ilk fısıltısını işiten çiçekler gibi" oluyordu ortalık... Bir ferahlama, bir rahatlama geliyordu bana. Her ranzadan yavaş yavaş sesler yükseliyor, kimi pantolon, kimi diş fırçalama derdine düşüyordu. Benim en sevdiğim manzaraydı bu. Hele ışıkların pıt pıt açılması! Hele uzun uzun floresanların, inceden inceye “dızzz” diye ortalığı aydınlatması... O an sanki kış mevsiminin orta yerine, pat diye üçüncü cemre düşüyor ve içimi akıl almaz bir ferahlama kaplıyordu. Bu saatler, bütün korkularımın saniyede kalabalıklara karışıp kaybolduğu saatlerdi.

Benim, kuran kursuna başladıktan sonra, çocuklar arasında uydurula uydurula anlatılan "İn-Cin Hikâyeleri sebebiyle" edindiğim bu gece korkularım, öyle hâle gelmeye başlamıştı ki; on beş günde bir çıktığımız ev izninde bile -kendi öz evimde olmama rağmen- uyuyamaz hâle gelmiştim artık! Kıymetli babacığım buna bir çözüm bulmaya çalışıyor, fakat nereye varsa, bir çözüm yolu bulamıyordu. Haplar, ilaçlar, bi türlü çare olamadı.

O zamanlar Ayvansaray’da -babam ve amcamların bazen gittiği- “Mehmet Remzi Sakarya” adında bir doktor vardı. Ev toplantılarında sık sık adı geçerdi bu doktorun… Genel olarak da onun sadece bir doktor değil; aynı zamanda bir evliya olduğundan bahsedilirdi.

Babam nihayetinde bir gün beni bu doktora götürdü. Rahmetli annemde vardı. Babamdan önce, söze o girdi ve anlatmaya başladı. Doktor; aynı cümleleri sık sık tekrarladığı hâlde, hararetli hararetli konuşarak "Zavallı çocuğunun geceleri uyuyamadığını" büyük bir felaketmiş(!) gibi anlatan bu kadını, sonuna kadar dinledi ve en sonunda “Bunda bir şey yok kızım. Yatmadan önce bir bardak ılık süte, bir kaşık bal karıştırıp ver, uyur gider, bir şey olmaz!” dedi!

Her gittiği doktordan, reçeteler almaya alışık ebeveynlerimin o günkü şaşkınlığını, dünmüş gibi hatırlıyorum. Muayene sonunda Dr. Remzi Sakarya’nın “Ali Bey, bunun için muayene ücreti ödemeniz gerekmez. Madem hafızlığa verdiniz, mübarek olsun. Arkamızdan okursa, ne mutlu bize” demişti.

Aradan çok uzun yıllar geçti. 
...
Bugün şimdi bu gece yarısı, babacığımla baş başayım. Babam, alzhemier hastası. Bir dakikalık bir hayatı var! Öncesini sonrasını asla hatırlamıyor. 
...
Bu tür hastaların ortak rahatsızlıklarından biri de uykusuzluk! Geceleri büyük bir uyku sıkıntısı çekiyor ve uyuyamıyorlar. 
...
Yirmi gün kadar önce gittiğimiz doktordan bir uyku ilacı talebimiz olmuştu. Uyku ilacı kolay reçetelenen bir ilaç değil! Uzun tetkik ve muayeneler neticesinde veriliyor. Babamın doktoru nihayetinde bize bir ilaç verdi. Bi-kaç gün kullandık bu ilacı. Kısmen de olsa fayda gördük. Fakat yine de verilen ilacın, istediğimiz düzeyde başarılı olduğunu söyleyemem.

Bugün tıpkı o, yıllar önce bana verilen ballı süt gibi, yarım saat kadar önce, bir bardak ballı süt verdim babacığıma. Verdiğim ilaç mı, yoksa; Merhum, Dr.Mehmet Remzi Sakarya’nın bu basit terkibi mi onu uykuya daldırdı bilemem. Şu an yanımda uzanmış öylece uyuyor. 
...
Ona bakıyorum ve şimdi bu gece vakti, bütün bunlar geliyor aklıma. Ah, Dr. Mehmet Remzi Sakarya... 
Ah, Muhterem Efendim! 
Rabbim seni Peygamber Efendimize komşu eylesin emi (AMİN)
...
Recai Nurcan 20 Ocak 2022 (03:00)

NOT: Benim doktora götürüldüğüm o gün, Dr. Mehmet Remzi Sakarya babama “Ali Bey, bir ay sonra hacca gideceğinizi söylemiştiniz. Sizden ufak bir ricam var.” diyerek, ağzı mühürlü, sarı renkli büyük bir zarfı babama uzatmış “Bu emaneti sizinle birlikte hacca götürerek peygamber efendimizin kabrinin yanında bir müddet tutunuz ve sonra bana tekrar geri getiriniz zahmet olmazsa” demişti. Babamda bunun üzerine “Rica ne demek Hocam, emriniz olur” diyerek zarfı koltuğunun altına almış ve eve beraber götürmüştük. Hacca gidene kadar, günlerce, zarfın içindekinin ne olduğunu konuşup durdu babamlar... Muhtemelen bir kitaptı o.

O yıllarda hacca giden otobüsler Aksaray’daki Vatan Caddesi’nden hareket ediyor ve büyük bir coşkuyla hacca uğurlanıyordu hacı adayları. Otobüslerin kalkmasına bi-kaç saat kalmıştı. Babamlar, iki amcam ve eşleri olmak üzere, toplam üç aile olarak yola çıkacaklardı. Tam bu esnada bir telaş oldu. Dr. Remzi Sakarya’nın, Hacca götürülmek üzere babama vermiş olduğu emanet, Gültepe Şehit Cevat Bayraktar Sokak’taki evimizin kitaplığında unutulmuştu! O zamanların ulaşımı, şimdiki gibi pek kolay değildi. Ortalık bir anda gerildi. Ne yapmak lazımdı acaba? Yanlış hatırlamıyorsam bir araba peydah edildi ve o emanet yerinden alınarak, otobüse yetiştirildi. 

Bir ay sonra Hac dönüşünde babam özenle sakladığı emaneti, bi-kaç hurma, biraz zemzem ile birlikte Dr. Remzi Sakarya’ya teslim etti!

Yıllar boyunca bu olayın aslında bir “İmtihan” olduğunu söyleyip durdu herkes.
...
Rabbim, tekrar rahmetli Dr. Mehmet Remzi Sakarya Beyefendi’nin kabrini nur, mekanını cennet eylesin. Bizlerin de dünya ve ahiret imtihanlarımızı kolay kılsın inşallah.Allah’a emanet olunuz.

Recai Nurcan

Konu Hakkında yaptığımız eski haberlerimiz

BU GÜN AHDE VEFA GÜNÜ

Vahye Göre Yeniden İnşa

Nail TANGÜLÜ'nün Hocamızla olan Hatırası

BİR NEFES SIHHAT

Nail TANGÜLÜ İLE HOCAMIZIN SOHBETİ

Hayatımızdaki Evliya doktor Dr. Mehmet Remzi Sakarya

Dr Mehmet Remzi Sakarya ile ilgili Vahit Bey'in bir hatırası

Bu yazı 371 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Abdullah Gözaydın
    3 ay önce
    Merhum hocamız keramet sahibiydi, bu haberleri araştırmaları yaparken hastalarından ve hasta yakınlarından duyduklarıma göre hoca pek ilaç kullanmıyordu. hastalarına "plasebo" sahte ilaç veriyordu. ( Şekercilerden aldığı küçük drajeleri ilaç diye veriyor) hastalar hızla iyileşiyordu. M. Remzi hocamız her hastayı tedavi etmezdi, Bir tanıdığının oğlunu tedavi edemiyeceğini söylediğini biliyorum (Sebebi; Senin oğlun içki içiyor namaz kılmıyor) Kibarca iman zaafiyeti var demek istemişti. 12 yaşımda Cerrahpaşa doktorları beni açık beyin ameliyatı yapacaklardı (58 Yıl Evvel) 20.000 TL masraf var dediler, ( Babam gümrük memuru 600TL maaşı var.) Parasızlıktan ameliyat olamadım, Olsaydım büyük ihtimal kadavra olacaktım. ve M. Remzi Sakarya hoca her gün az pişmiş koyun dalağı ve vitamin hapları ile iyileştirdi beni. Allah rahmet eylesin..