Ali Karaca

Ali Karaca

Hayata Dair Ne varsa Düşünelim alikaraca@gmail.com

AYASOFYA CAMİSİNİN İBADETE AÇILMASI..

11 Temmuz 2020 - 14:00

AYASOFYA CAMİSİNİN İBADETE AÇILMASI..

(FATİH SULTAN MEHMED HAN'NIN VAKFİYESİ)

Haç görürsen Hilal gelsin aklına

Çan duyarsan Bilal gelsin aklına.

Ozan ARİF

Danıştay 10. Dairesi 02.07. 2020 tarih ve E 2016/16015 K 2020/ 2595 sayılı kararı ile Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Ayasofya camisinin yeniden ibadete açılmasıyla ilgili kararından kısa süre sonra bir kararname yayınlandı. Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan imzalı kararnamede Ayasofya'nın Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredilerek ibadete açılmasına yönelik karar alındığı ifadesi yer aldı.

İslam peygamberi sevgili Efendimiz Hz Muhammed (S.A.V)'in Hadis-i şeriflerinde; ''Letüftehanne’l Kostantıniyyete, ve le ni’mel emrü zâlike’l emr, ve le ni’mel ceyşü zâlike’l ceyş.'' (Kostantiniye, bir gün feth olunacaktır. Onu fetih eden asker ne güzel asker, onu fetih eden komutan ne güzel komutandır.) Bu Hadis-i şerife mazhar olan, büyük Kartal lakaplı, cihan Hükümdarı çağ açmış, çağ kapatmış cihan padişahı Fatih Sultan Mehmed Han'nın Ayasofya vakfıyesi aşağıda ki gibidir.

Bu peygamber Türk ordusu çok imanlı kullardan

Sana nazar edip duruyor Hazreti Eyyüp Sultan

Ben bu şehri alırım yardım et bana Mevlam

Fetihtir bunun adı işareti Hac-ı Veli Bayramdan.

Ali KARACA

''İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.''

Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse,Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın. Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.

Allah’ın azabı onlaradır.

Allah işitendir, bilendir.

Fatih Sultan Mehmed Han (1 Haziran 1453)

İstanbul’un fethinin sembolü Fatih Sultan Mehmed Han'nın bizlere emaneti Ayasofya Cami’sine yönelik provokasyonlar giderek gerçekten haddini aştı. Manevi değerlerimize yönelik saldırılar konusunda değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, Fatih Sultan Mehmet Han’nın bedduasını hatırlatarak, olayla ilgili yasal işlem yapılması çağrısında bulundu. Bizler Ayasofya camisine yapılan her türlü saldırıyı seyirci gibi izliyor sağda solda dindar pozları atarak hava basıyorduk, Ayasofya'nın tekrar camiye dönüştürülmesi kısmeti demek ki bu güne imiş? Olması gereken bir şey için uzun mücadeleler edildi, bir çok bedel de ödendi fakat mutlu sona da ulaşıldı.

Görkemli Kurtuba camisi Endülüs Emevilerinin İspanya'nın Cordoba şehrinde sonradan Kiliseye çevrilmiş olan camisidir. Endülüs Emevilerinin başkenti Kurtuba'da yüzlerce camide imzası vardır. Bizde hep batılılar Ayasofya camisi ile uğraşılar işte önümüzde önemli ve büyük bir Kurtuba camisi örneği? Bu camilerin en anıtsal ve ihtişamlısı Kurtuba Camisi'dir. Vadil - Kebir nehri kenarındaki caminin temelini 786'da Emevi Devletinin kurucusu ve Halifesi Birinci Abdurrahman tarafından atılmıştır ve 10 yılda tamamlanmıştır. Bu tarihi merkez, Roma, Arap ve Hristiyan bütün zamanlarının büyük izlerini muhafaza eden görkemli Kurtuba camisinden (Katedralinden) şimdi çan sesi duyuluyorsa artık Ayasofya Camisinden de ezan sesi duyulacaktır.

Endülüs Emevilerinin İspanya'da ki yüzlerce camisi yerle bir edildi bu konuda ne İslam dünyasından bir ses çıktı nede bizden, konu Ayasofya olunca bizim entellektüel kesimimiz ve batılılar hemen bu yarayı kaşıyorlardı? Hani eski Yugoslavya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya ve Moldova da ki Osmanlı Türklerinin helal kazançlarıyla yapmış oldukları camiler? Tabi ki ecdadımızın mezarlarında kemikleri sızlıyor; Onları eserlerine ve geride bıraktıklarına sahip çıkamayan nesilleriz. Müslüman Türk milleti fetih ettikleri bölgelerde ki görkemli bir ibadethaneyi kılıç hakkı olarak camiye çevirirlerdi diğer mabetlere ise asla dokunmazlardı. İstanbul da o dönemlerden kalan onlarca Kilise, Havra ve Sinagog var? Kurtuba camisinin sütunlarını sökerek Katedrale dönüştürenler için kim bir eleştiri getirdi batılılar Kurtuba camisini müzeye mi dönüştürdü?

''Allah'ın mescitlerini, içlerinde Allah'ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zalim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka bir şey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır. (Bakara suresi 114. Ayeti) Kuran-i Kerimde yüce ALLAH c.c verdiği bu mesajla bizleri ikaz ediyor peki biz ne yapıyoruz, İstanbul uğruna onu fetih etmek için gece gündüz düşlerini kuran bu kutlu müjdeye nail olmak için daha genç çocuk denecek yaşta İstanbul'u fetih ederek sevgili Habibimizin Hadis- şerifine nail olan Fatih Sultan Mehmed Han'nın bizlere emanet etmiş olduğu mabetlere İstanbul'un fethin nişanesi olarak camiye dönüştürülen Ayasofya Kilisesine bu büyük esere görkemli Ayasofya camisine ne kadar sahip çıkabildik? 1934 yılından günümüze kadar 86 yıl geçti ancak yeniden Ayasofya ibadete açılabilir kararı çıkabildi. Bu ayıp hepimize yeter de artar bile!

Ayasofya Camii’nde daha önceleri geceleri yirmi kişilik gruplarca giriş ücretinin iki misline müze yetkililerinin izniyle özel bir gezi düzenlenebiliyordu. Bu şekilde bir gezide Ayasofya Camii içerisinde bir caminin ortamına hiç yakışmayacak ''Ayasofya’da bir bale yapan kız” fotoğrafı çekilmesi ve bunun Musevi iş kadını Leyla Alaton’un kendi sosyal medya hesabından paylaşılması toplumda çok büyük tepkiye neden olmuştu? Sırf para kazanmak uğruna böyle şeylere izin verenler, büyük cihan padişahı Fatih Sultan Mehmed Han'nın aziz hatırasına da saygısızlık ederek onun aziz ruhunu incitmişlerdi. Zaten gelen tepkiler üzerine paylaşımlarını sosyal medya hesaplarından kaldıran Leyla Alaton’un ne niyetle bu paylaşımı yaptığını sorgulayan kanaat önderleri kendisine büyük tepki gösterdi. Böyle bir şeye kim nasıl cüret edilebilir ki? Bu olayın sorumluları ilgililer tarafından soruşturulma gereği bile görülmeden üstü kapatılarak örtbas edildi. Bu durumun, siyasi ve bürokrasi sorumluluğu olmalıydı ve bu vebal bile hepimize yetmekteydi? Bu insanlar, ''Zihinlerde özel olarak kodlanan Ayasofya’yı kasıtlı olarak mı seçiyorlardı acaba. Türkiye’de binlerce cami var, neden başka mabetleri seçmiyorlar da Ayasofya’yı seçiyorlardı? Bu durumun mutlaka özel bir sebebi olması gerekiyordu.”

İbadethanelerimize ve kutsal mekanlarımıza hangi dine mensup olursa olsun, insanlarımızın bu mabetlere mutlaka saygı duyulması gereken yerler olduğunun bilinci içerisinde olması lazımdır. “İnançlar, mabetler ve benzeri kutsallar mekan ve objeler üzerinden toplumu manipüle etmek veya insanları germek en basit ifadesiyle bir toplum mühendisliğidir ki bunların kabul edilebilir hiç bir yanı yoktur. Bu gibi provakatif girişimleri sanatla, bazı hak ve özgürlük kavramlarıyla açıklamak da mümkün değildir. Bu konuda hem önleyici tedbirler alınmalı hem de bu tür eylemlerde bulunanlar hakkında yasal işlemler yapılmalıdır.'' Ama böyle bir olayın burada gerçekleşmesi onların gözünü ne kadar kararttığının da bir delilidir. Elimiz kolumuz bağlı yapılanları hazmetmemizi bekleyenler en ağır cevabı alacaklardır. Türk - İslam tarihinde önemli bir yer tutan Ayasofya camisi bu şekilde çirkin eylemlere alet edilmesi ne kadar hazin bir durumdur ve toplumumuzun ne kadar duyarsız kaldığının da bir göstergesidir.

Günümüze kadar Ayasofya müze olarak kullanılsa da tarih boyunca iki dinin Hiristiyanlara ve Müslümanlara ibadethane olarak hizmet vermiş bir mekandır. Dolayısıyla Ayasofya camisi ruhuna aykırı asla kullanılmamalıdır, zaten Müslümanlar yani bizler buna izin vermemeliyiz. Bu sadece Camii için değil; Kilise, Havra, Sinagog da dini mekanlar içinde geçerli olmalıdır. Müslüman Türkler kutsal mekanlara. ister cami olsun ister Kilise olsun, isterse Havra olsun onlara karşı her zaman edeple yaklaşmışlardır ve saygılı olmuşlardır. Bu mekanlar savaşta dahi saldırılmayan, insanların sığınağı haline gelen mekanlardır. Ayasofya camisi konusundaki hassasiyet nedeniyle yetkililerin titiz davranmaları ve milletimizin yüksek arzusu Devletimizin yerinde kararı Ayasofya artık cami olarak ibadethanedir. Tabi ki öyle her önüne gelen Ayasofya camisi içerisinde her dilediğini yapamamalıdır. Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesine aykırı bir şekilde devam eden müze sürecinin sona erdirilmesi memnuniyet vericidir. Bu garabet durumu ortadan kaldıran şey dini ve milli refleksimizin yanında var olan kudretimizdir?

Bu gün Ayasofya camisi ve külliyesi adına cihan padişahı İstanbul'u fetih eden cihan Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed Han'nın emanetine gerekli önemi ve ehemmiyet gösterilerek yeniden cami yani Müslümanların ibadethanesi olarak devam etmesi adına geçmişten bugüne kadar emeği geçenleri ve başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip olmak üzere siyasi iradeye karşı yüce Türk milleti ve Müslümanlar olarak şükran ve minnetlerimizi arz ediyoruz..

Milliyetin millisi Türk'ün bedenindedir

Gövdesi başı belli iman yüreğindedir.

Ali KARACA

Ali KARACA

11.07.2020

İSTANBUL...