Ali Karaca

Ali Karaca

Hayata Dair Ne varsa Düşünelim alikaraca@gmail.com

BİZANS’IN SON KALESİ, TRABZON’NUN FETHİ..

15 Ağustos 2020 - 19:34

Doğu Karadeniz’de inci gibisin ey yar

Trabzon, seni ben hangi gönüle koysam sığar

Antik çağlardan kalma sandıklarda saklısın

Muhteşem güzelliğinle ne kadar da nazlısın.

(Ali KARACA - 2015 Trabzon şiiri)

"İstanbul’un fethi Trabzon’un fethiyle tamamlanmıştır." Bizans’ın son izleri ve kalıntıları artık tarihe karışmıştır. (15 Ağustos 1461) Trabzon da kurulmuş olan Rum İmparatorluğu Bizans’ın son kalıntılarının kalesi, hanedanlık ailesinin de bir devletiydi! Asırlar önce Latinlerin 1204 yılında Doğu Roma’nın, yani Konstantiniyye’nin başkenti İstanbul’u yağmalayarak ele geçirmesi üzerine o günkü Bizans İmparatorluğu’nun varisi Komennos hanedanı’na mensup David ve Aleksios Komennos kardeşler tarafından kurulmuş bir devlettir. 4. Haçlı seferlerinin düzenlenmesi sonucu tahtlarını kaptıran bu aile Gürcü Kraliçesi Tamara’nın da desteği ile Trabzon ve civarında hüküm sürerek yıkılacağı (15 Ağustos 1461) yılına kadar burada Trabzon’da ki varlığını sürdürmüştür.

Trabzon’un kuruluşundan günümüze kadar gelen zamanda bölgede yaşamış halklar üzerinde tahrifatlar yapılarak, Trabzon'un tarihinde kısa bir dönem de olsa Rum hakimiyetini bölgenin kadim halkı olarak dayatılmakta, bu dayatma sonucunda da bölge üzerinde siyasi ve kültürel haklar iddia etmektedirler. Rum, köken ve kullanım itibari ile ''Romalı'' demektir? Rumların, Yunanistan kavmi Grek’lerle doğrudan hiçbir bağlantıları yoktur, dolaylı ilişkileri ise diğer kavimler gibi Roma imparatorluğu bünyesinde, yaşamış olmalarındandır. Anadolu bölgesi Asya’dan, Roma döneminde Batı'dan gelen çok eski nüfus göçü yaşamış son derece önemli bir alanı temsil eder. İlk çağ boyunca Anadolu'da sayısız yerli halkın geniş bir yelpazede ki beşiğiydi ; Asurlular, Hititler, Helenler, Frigler, Traklar, Medler ve diğerleri. Roma dönemi'nde ve daha sonra da Moğol istilasından önce de Oğuz Türkleri, Anadolu'ya taşınan asıl Türk halkları olarak bilinmekteydiler. Bir çok Türk kavmi ve Oğuz boyları 1071'de ki Malazgirt Savaşı'nda Büyük Selçukluların Bizanslılar karşısındaki zaferinden sonra daha yoğun göçlerle birlikte Anadolu’ya gelerek yerleşmişlerdir.

Cihan Padişahı genç Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yıkılana kadar Bizans İmparatorluğu ayakta kalmıştır. (29 Mayıs 1453) Trabzon’da kurulan Rum Devleti ise yine büyük Cihan Padişahı genç Fatih tarafından yıkılışına değin, büyük Komennos, Yunanca (Mega Komenos) İmparatorluğu olarak adlandırılmıştır. (Aleksios Komennos) 1204 - 1222 yılında Trabzon şehri başkent yapılarak Gürcülerin de yardımlarıyla Bizans İmparatorluğu’nun gerçek ve yasal varislerinin kendileri olduğunu öne sürmüş ve çift başlı Kartal (Aetos) devleti; Rize, Artvin, Samsun illeriyle birlikte, Bartın ve Zonguldak illerinin de kıyı kesimlerini kapsamaktaydı. Esasında kurulan Rum Devleti büyük bir imparatorluk değil küçük bir devletti? Fakat İmparatorluk tabirinin kullanılması Bizans'lıların Aristokrat kimliğinin bir göstergesidir. Bölge halkı Karadeniz sahillerine; Yani Trabzon’a Horasan ve Kafkasya üzerinden üzerinden gelip yerleşmiştir.

Bölgeye ilk olarak yerleşim, İyon kökenli Miletoslular Batı Anadolu’dan sonra M.Ö 7. yüzyılda Karadeniz’e gelerek kıyılarda Koloni (Göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği, yaşadığı yer) kentleri kurmuşlardır. Trabzon da, merkezi Sinop olan bu kolonilerin arasında sayılmaktadır. Bir çok araştırmacı ve tarihçi, kentin ilk kuruluşu olarak bu dönemi göstermektedir. Oysa Kolkhlar, Driller, Makronlar gibi yerli kavimler Trabzon civarında çok daha önceden beri yaşamaktaydılar. Daha sonra da Doğu Karadeniz bölgesinini hakimiyeti altına alan Saka Türkleri yani İskilitliler, Romalılar, Makedon kralı büyük İskender'in Anadolu'yu fetih etmesi üzerine kısa süreli hükümdarlığı ile birlikte, Gürcüler, Pontuslular ve İranlıların (Perslerin), Hıristiyan Türklerin bölgede yaşadığı rivayet edilmektedir. Çünkü bu bölge daha önce Pers'lerin uzun süren hakimiyeti altında da kaldığı düşünüldüğünde bu bilgiler doğru olarak kabul edillebilir. Genç Padişah Fatih Sultan Mehmed Han Bizans’ın son kalesi olarak varlığını sürdüren Trabzon Rum Devletini yıkmak için harekete geçti. Bizans’la ilgili her türlü teşekkülü ortadan kaldıracağına ve onların izlerini sileceğine yemin eden, Fatih lakaplı genç Padişah İkinci Mehmed, Anadolu’nun Kuzey Doğu’sunda ki bu İmparatorluğa uzun müddet daha hayat hakkı tanıması mümkün değildi? Grekler Trabzon Rum devletini bir ümit olarak görüyorlardı. Cihan Padişahı fetihler, fatih'i Sultan İkinci Mehmed Han, Amasya Sancak Bey'i Hızır Bey’i Trabzon üzerine göndermiştir.

Hazırlıksız yakalanan İmparator yıllık üç bin altın vermek suretiyle antlaşmaya razı oldu. (1456) İmparator Yuannes kendi devletinin varlığını sürdürebilmesi için kendince planlar yaptı? Artık Osmanlı Türk tehlikesi kapıdaydı? 1458 yılına gelindiği zaman Yuannes kızı Katerina’yı Uzun Hasan’la evlendirerek Akkoyunlularla dostluk kurdu müttefik kazandı, onlarla yakınlaştı. Kızına çeyiz olarak Kapadokya’yı vermişti. Trabzon Rum İmparatoru bu ortaklıkla Akkoyunlularla yakınlaşmış böylece onlardan herhangi bir Osmanlı Türk tehlikesi karşısında koruma talebi isteyerek güçlü bir müttefik daha kazanmıştı. Bu ortaklığa Gürcistan’ı da dahil eden İmparator Yuannes bu cepheyi daha da büyüterek yaygınlaştırmak için Karamanoğulları ve İsfendiyaroğulları ile görüşmeler yaptığı bir sırada hayatını kaybetti. (1458) İmparator Yuannes’in yerine geçen kardeşi David Komennos Osmanlı Türklerine karşı bu cepheyi daha da genişleterek büyütmeye çalıştı.

Kafkasya’dan ve Fırat’tan, Fransa’ya Burgand dukalığına kadar uzanan bu coğrafyalarda yaşayan bütün milletleri Hıristiyanlık ve Müslümanlık alemini Türklere karşı o denli bir büyüklüğün karşısında ittifak arayışına gitti. Papalıkla ciddi temaslara geçerek eğer Batı’dan olası bir Haçlı seferi Osmanlılara karşı başlatılırsa onlara Doğu’da Rumlarla birlikte Gürcistan beyleri ile birlikte Osmanlı Türklerin ezeli düşmanı Karamanoğlu ve İsfendiyaroğlu gibi devletlerde bu ittifaka müdahil olacaklar katkı sağlayacaklardı. Bu senaryoyu daha önce İstanbul’un Fethi’nde de görmüştük; Boşa kürek çekmekten öteye gidemeyen kutsal ittifaklar Haçlı birleşmesi hiçbir sonuç ve netice vermemişti. David Komennos olası bir Osmanlı Türk saldırısına karşı hem karada hem denizde silâhlanarak ve savunma hattını güçlendirerek asker sayısını da artırarak kendilerini güvence altına almak istedi. İmparator Komennos Papa’dan ciddi destek gördü ve yirmi bine yakın asker tahsis eden Papalığın sayesinde artık cesur adımlar atıyor, Akkoyunlu Uzun Hasan’a müracaat ederek Osmanlı Türklerine artık vergi vermeyeceğini bildirerek Uzun Hasan'dan ciddi destek istedi.

İmparator David Komennos şunu unutuyordu karşısındaki devlet ve İmparatorluk büyük bir güçtü, başındaki Padişah da genç Fatih Sultan İkinci Mehmed Han İstanbul’un Fatihi muzaffer bir komutandı. Akkoyunlu Uzun Hasan bu destek karşısında şımardı ve eşinin Katerina’nın ailesine yardım etmeye karar verdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan karşısında ; İstanbul’un Fatih'i çağ açmış çağ kapatmış bir Cihan Padişahı olduğunu unutarak Genç Padişah Fatih Sultan Mehmed Han’a elçilik heyeti göndererek Trabzon Rum devleti’nin vergiden muaf tutulmasını ve daha önce Akkoyunlulara verilmesi gereken fakat ödenmemiş olan vergilerin de ödenmesini talep etti. Genç Fatih cesur ve kudretli bir Sultan, yiğit aynı zamanda bilge kişilik ve büyük bir şahsiyetti, elçilerin taleplerini dinledi onları ikna ederek ben kendim gelip borcumu öderim dedi. (1460) Bu çok anlamlı manidar sözlerin ne anlama geldiğini elçiler çözemedi, sezemedi? Uzun Hasan Akkoyunlu beyi yanlış sularda gezinen adeta bir küstah gibi hareket ederek Osmanlı Türklerinin sınır bölgelerine tecavüz etmeye kalkarak zıvanadan çıktı.

Genç Padişah Fatih’e bağlı Koyunlu Hisar Kalesi’ni zapt ederek cüretkar işler yaptı. Sinop’u alarak İsfendiyaroğlu meselesini halleden Cihan Padişahı Genç Fatih denizden yapacağı Trabzon Seferi’nden aniden vazgeçerek güzergahını birden bire değiştirdi. Genç Padişah Fatih Sultan Mehmed Han’ın ne yapacağını kestirmek tahmin etmek çok zordu o sağ gösterirken sol vurur insanı zor durumda bırakır en ümitsiz anda bile çareler üretecek büyük bir zekaya sahipti. Onun dehalığına bilge kişiliğine erişmek imkansız gibi bir şeydir. Genç Padişah’a Fatih Sultan Mehmed Han’ın ordusu Sivas’ı geçerek Erzincan’a doğru yol almaktaydı. Uzun Hasan’ın Akkoyunlu ordusu ortada yoktu hemen Koyunlu Hisar Kalesi 3 günlük bir kuşatma sonucunda Uzun Hasan’nın birliklerinden geri alındı. Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı Türk birlikleri Hurşit Bey’in komuta ettiği Akkoyunlu birliklerini bozarak dağıttılar. Cihan Padişahı Genç Fatih, Koyunlu Hisar’dan sonra Erzincan’a doğru yol alarak şehre doğru yürüyüşe geçti.

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan gafil avlanmış hazırlıksız yakalanmıştı. İstanbul’un Fatihi’ni hafife almanın cezasının bedelini şimdi çekiyordu, kendisini onun karşısına çıkacak hazırlıkta ve güçte hissetmediğinden dolayı, onların Trabzon üzerine yürüyeceğini hesap ediyordu. Yaptığı hatanın geç farkına varan Uzun Hasan hemen bir elçilik heyeti tertipleyerek Cihan Padişahı Genç Fetih’e gönderdi. Bu elçilik heyetinde Akkoyunlu Uzun Hasan’ın annesi Sara Hatun ile Çemişkezek Beyi Kürt Hasan bey eşlik ettiler. Yaşlı ve ihtiyar bir kadın olan Uzun Hasan’ın annesi Sara Hatun’un ricasını kırmayan Genç Padişah Fatih Sultan Mehmed Han kendi topraklarına ve onların himayesinde olan yerlere tecavüz edilemeyeceğini bilhassa Trabzon’da ki Rum İmparatoruna yardım da bulunmamak koşuluyla anlaştı. Hemen bir name ile kendi elçilerinden bir kişiyi de katarak Akkoyunlu elçileriyle birlikte Uzun Hasan’a gönderdi. Anne Sara Hatun’u daha sonra sefer bitince bırakılacağına dair bizzat kendileri söz verdi.

Bunun adı Uzun Hasan’a güvenmemekti onun için genç Padişah Fatih’in çok hürmet gösterdiği Uzun Hasan’ın annesinin üzülmesine gönlü razı gelmiyordu. Sara Hatun’a Ana diye hitap ederek oğlunuz karşımıza çıkmayarak gazâdan mahrum kaldı şimdi sizin bizimle birlikte olmanızda yarar vardır diyerek gönlünü sıvazladı. Hemen istikametini Erzincan’dan Trabzon üzerine çeviren Osmanlı Türk Ordusu yolsuz, izsiz bölgelerden, sarp ve yüksek kayalıklardan geçerek yüksek rakımlı tepelerden, dağlardan yol bulmaya çalıştı. Bu yolculuk hem çok çileli hem de meşakkatli oldu. Zigana gibi dar bir geçitten vadiden geçmek mecburiyeti orduyu çok yordu. Kan ve ter içinde kalan askerler Osmanlı Türk Ordusu çok zorlanarak yol aldı, bir ayak basacak yer ya vardı ya da yoktu? Trabzon’a yaklaştıkça kayalıkları ve sarp geçitleri, yüksek dağları geçmek çok güç oldu. Bu yoldan insan bile yürüyemiyor ilerleyemiyorken atların gitmesi zaten mümkün olmuyordu. Bizans’ın ve Hıristiyanlığın son izlerini silmek İlah-i Kelimetullah davası için bu meşakkat’e katlanılıyordu.

Genç Padişah Fatih Sultan Mehmed Han atla gidilmeyen zor vadilerde veya yokuşlarda atından inerek uzun müddet yaya yürümek zorunda kaldı. Cihanı titreten Padişah’ın alnından akan ter burnundan sakalına akıyor damlaları Nisan yağmurları gibi toprağa düşüyordu. Bu duruma şahit olan Uzun Hasan’ın annesi Sara Hatun, Genç Padişah Fatih’e dönerek; "Şah oğlum bir Trabzon Kalesi bu kadar eziyete değer mi, çektiğin çileye şahit oldum, senin gibi bir Padişah’ın kuş tüyü yataklar da Atlas yorganlarda yatması gerekirken sen bu zorluğa layık mısın ki burasını (Trabzon Kalesi’ni) gelinime bağışlasan olmaz mı" diyerek seslendi. Genç Cihan Padişahı Fatih’in verdiği cevap ise çok manidardı; "Ana biz bu meşakkate bütün bu zorluğa çileye Trabzon Kalesi için mi çekeriz zannedersin. Eziyet diye elimizde tuttuğumuz kılıç İslam’ın kılıcıdır, Allah (C.C) rızasını kazanmak içindir. Biz bu yolda gaza etmezsek bize er denmez (Gazilik ünvanı bu paye her şey Allah (C.C) davası içindir.'' Sara Hatun verilen bu cevap karşısında suskunluğa bürünerek işin ciddiyetini ve önemini anladı.

Osmanlı Türk Donanması zaten bir ay önce Trabzon önlerine gelmişti şimdi kara ordusu da geldiği için şehri ve kaleyi denizden çevirerek top atışlarıyla birlikte kuşatma altına aldı. Osmanlı Türk Ordusu’nun kara birliklerinin Trabzon’a gelebileceği düşünülmediği için İmparator David Komennos Türk Ordusu’nu karşısında gördüğü zaman büyük bir şaşkınlığa uğradı, artık ümitler tükenmişti. Sara Hatun’unda Türk Ordusu’yla beraber geldiğini öğrendiğinde ve kendisine Uzun Hasan’ın yardımda bulunamayacağını anladığında çok geçti ve iş işten geçmişti. Gafil avlanan İmparator’un yapabileceği hiç bir şey kalmamıştı. Barış teklifi yapan Georgios Amirutzos tarafından iletildi fakat bu istek kabul görmedi. Genç Padişah Fatih Sultan Mehmed Han, Bizans’ın son kalıntılarını da süpürmek için yola çıkmıştı, fitne yuvası var oldukça kendisine ve Türk milleti’ne huzur yoktu. Trabzon kuşatması karadan ve denizden tam 40 gün sürdü ve şehir harabeye çevrildi. Trabzon’da günlerce süren en şiddetli çarpışmalar Zağanos köprüsü civarında oldu. Bitkin düşen Trabzon, Rumları, Türk bayrağı’nın kale burcuna dikildiğini görünce şehri teslim etmek zorunda kaldılar. Bizans’ın son kalesi, Trabzon’da böylece düşmüş geride onlardan artık hiç bir iz ve kalıntı kalmamıştı.

İmparator şehri Türklere teslim etmek için antlaşma yaptı. (15 Ağustos 1461) Trabzon Rum İmparatoru David Komennos ve ailesi deniz yoluyla önce İstanbul’a oradan da Edirne’ye gönderildi. Serez’de ikâmet ettirildi, fakat İmparator’un daha sonra Uzun Hasan ile gizlice mektuplaştığı anlaşılınca İmparator, üç oğlu ve bir yeğeni idam edildi (1463). Trabzon ve civarı fetih edilerek Osmanlı Türk topraklarına katıldı. Hıristiyanlık alemi’nin Papalığın tekrar Bizans’ı yeniden diriltme rüyası hayal olmuştu. Anadolu’nun tek otorite altında toplanması böylece gerçekleşti. Osmanlı Devleti Trabzon’u bölge sancağı olarak teşkilatlandırdı. Ne de olsa burada büyük bir imparatorluk varlığını sürdürüyordu, stratejik öneme sahip Trabzon bir liman şehri Anadolu yolunun da güzergahı idi deniz ticareti önemli bir etkendi. Sara Hatun, Uzun Hasan’ın annesi daha sonra serbest bırakılarak oğluna gönderildi. Kıymetli hediyelerle Anne Sara Hatun’nun da gönlü alındı.

Büyük bir medeniyet bu fetihle son buldu

Osmanlı da Trabzon baş sayfaya konuldu

Çağ açıp çağ kapatan büyük Fatih'i gördü

Bu güzel şehir Trabzon tarihe tanık oldu.

(Ali Karaca şiiri-2015)

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan bu jeste bir mukabelede bulunarak hem Trabzon’un fethini kutladı, hem de bir heyet tertip ederek kıymetli eşyalarla birlikte Genç Padişah Fatih’e gönderdi. Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmed Han, Trabzon’un idaresini donanma komutanı Kazım Bey’e bıraktı. Hıristiyanlık aleminin Bizans’ın kurmuş olduğu bütün devletler küçük imparatorluklar Genç Padişah Fatih’in eliyle bir, bir ve yıkılmış tarih sahnesinden silinmiştir. Osmanlı Türk coğrafyasında, Anadolu’da ve Doğu’da Hıristiyanlık bir tehlike olarak Trabzon’un fethiyle son bulmuştur. Trabzon’nun yüksek kesimlerinde daha önceden yerleşmiş olan yaşayan Avşar ve Çepni Türkleri ve Kumanlar sahil kesimlere yerleştirilerek özellikle Amasya ve Maraş’tan Türk ailelerin getirilmesiyle Trabzon’nun Türkleşmesi ve yerli nüfusun yerleştirilmesi sağlanmıştır.

Trabzon iklimi cennet gibi yumuşak

Mutluluğun yuvasıdır burası ey uşak

Kimler geldi kimler geçti buralardan kaç kuşak

Fatih'in Trabzon'u fetihiyle burası oldu sancak.

(Ali Karaca şiiri-2015)

Trabzon’nun cihan hükümdarı, Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fetih edilmesi, büyük Kartal lakaplı Padişah'ın bu şehirle özdeşleşen ismi ile de efsaneleşmiştir?

"Büyük cihan hükümdarı çağ açmış çağ kapatmış Fatih Sultan Mehmed Han'nın yaptıklarına başkalarının hayalleri bile erişemezdi."

Bir ok düştü Zigana'dan Trabzon'nun üstüne

Sultan Mehmed el kaldırmaz zavallı ve düşküne.

(Ali Karaca şiiri-2015)

Ali KARACA

15 Ağustos 2020

İSTANBUL