Ali Karaca

Ali Karaca

Hayata Dair Ne varsa Düşünelim
alikaraca@gmail.com

CEMAATLER VE TARİKATLAR...

07 Mart 2020 - 16:51

Cemaat kelimesinin aslı toplanmak bir araya gelmek anlamında ki cem fiilidir. Cemaat insan topluluğu bir fikir ve inanç etrafında ki toplanmış kimselerdir. Yüce İslam dini Müslümanların cemaat halinde yaşamalarına ve birbirlerine karşı dayanışma içerisinde yardımcı olmalarına çok önem vemiştir.

Cemaat İslam ümmetini ifade eden bir kavramdır. Dünyada ki bütün Müslümanlar İslam cemaatıdırlar. İnsanlar aynı dine yani Tehvid'e inanmaları ve aynı kıbleye yönelmeleridir. Bütün Müslümanlar aynı zaman da din kardeşidirler. Aynı karında yatmak karındaşlıktır, kardeşlik aynı dinin mesuplarına verilen bir ünvandır.

Tarikat ise yol manasına gelen bir terimdir. Tarikatların esasını tasavvuf bilgileri teşkil eder. Tarikat da yolcuyu varması gereken yere noktaya, yani Müridi, mürşidine parçayı bütününe kavuşturan bir yoldur. Tarikatçılık değişik isim ve çeşitli şekiller de görünür, fakat cihediyle hepsi birdir. Tarikat da kamil insanın yol göstericiliğine ihtiyaç vardır. Bu duruma Türk toplumun da akil adamlık diyoruz.

Bu konuda Beyazıt Bestam-i şöyle diyor. Mürşid-i kamil olmayanın rehberi şeytandır. İşin bütün özü Asr-ı saadete sevgili Efendimiz Hz Muhammed (S.A.V)'in sünneti seniyesine uyulmasıdır. Yüce İslam peygamberi Efendimizin güzel ahlakını inşa eden şey yine Kuran-i Kerimin kendisidir. Bu yol ve metod hepimizin ve bütün Müslümanların rehberi olmalıdır.

Bu gün ülkemizde tarikatlar ve cemaatlar öyle bir duruma geldi ki artık onların güç ve kudretiyle imtiyaz sahibi olabiliyorsunuz. Ne liyakatın ne de bir becerinin önemi yok. Cemaatler her yerde baş rolde. Din işi ile uğraşmak ilim ve bilim (Din eğitmeni) adamı yetiştirmek yerine; devlette kadrolaşarak önemli güç haline gelmenin peşindeler.

Bilgi çağını yaşadığımız bu dönemde teknoloji sayesinde her türlü iletişim araç ve gereçlerini kullanan insanoğlu, konu tarikat ve cemaatler konusuna gelince müthiş bir boyun eğmeyle tabiliğe uymaktadır. Böyle bir durum kabul edilebilir bir şey değildir. Elbette cemaatlerin İslam adına yapacakları, doğru olan Müslümanlara hizmet noktasında ki her şey de desteğimizin olması kadar da doğal bir şey olamaz.

Tarikat mensuplarının yaşadıkları lüks içerisinde ki hayatlarını bazı medya ve iletişim guruplarında gördükçe bunlar mı İslamın temsilcileri demekten kendimizi alamıyoruz. Tabi ki burada doğru Allah (C.C) rızası için işler yapanları da tenzih ediyoruz. Birleşerek güç ve kudret gösterisinde bulunan cemaat ve tarikaatlar aynı zaman da devletin içerisine sızarak veya siyasilerle pazarlık yaparak önemli mevki ve makam elde ettikleri, büyük ihaleler aldıkları görülmektedir. Milli devletler, töreci yapılarının yanın'da inanç sçistemine'de bağlı olurlar fakat o cemaatlerin ve tarikatların varlıklarına, devlet içerisinde ki yapılanmalarına asla izin vermezler. Daha düne kadar Fetö terör örgütü önemli bir din cemaati ve örgütü idi. 15 Temmuz kalkışmasın da gördük ki devleti ele geçirmek için uluslararası ihtihbarat örgütlerinin oyuncağı olan bir topluluk haline gelmiş? Bu ihanetçi bir yapı büyük dezenformasyon yarattı. Şimdi bu tahribatı nasıl telafi edebileceğimizi düşünürken bu boşluğu, bir ve bir kaç cemaatin doldurmasına izin vermek bu devlete ve millete ihanettir.

Sıça köşkler de ve tahtlar da oturaranların, lüks içerisinde yaşayanların yüce İslam dinine bir faydası ve yararı olamaz. Bu ümmetin peygamberi Hz Muhammed (S.A.V) hiç bir kral ve hükümdar gibi bir yaşantısı olmadı. Hatta bazen bir kaç hurmayla aç karnını doyurdu bir parça kuru et lokmasından başka bir şey bulup yiyemedi? Onun sevgili eşleri Hz Hatice (R.A) validemizin büyük, servetini yine İslam yolunda harcadı. Niçin bizler her şeyimizi vererek bu cemaatleri güçlendiriyoruz. Cemaat liderleri Hz Ömer (R.A) gibi yamalı hırka mı giyiyorlar yoksa o adalet timsali Halife gibi mi yaşıyorlar nedir onları üstün kılan özellik.?

Ülkemiz büyük bir darbe kalkışması atlattı bu durumdan da yine milletimizin sağduyusu sayesinde kurtulabildik. Dünün cemaati bugün en azılı terör örgütü listesinde! O zaman bende soruyorum güzel ahlaklı sevgili Efendimiz Hz Muhammed (S.A.V)'in yolundan gitmek varken onun güzel ahlakının tamamalayıcısı olmayı niçin denemiyoruz. Önümüzde liderimiz ve mukaddes kitabımız varken, biz başka neyi arıyoruz. Elbette büyük alimlerimize ve tasavvuf ehli mutassavıflara sonsuz saygımız vardır. Bilgiyi doğru kaynaklardan Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarından da mutlaka öğrenmeliyiz.

Cemaatcılık İslam adına ve din uğruna hizmet yarışı olmalıdır. Etrafımız ve çevremiz kuşatılmış düşmanlarla ve zalimlerle dolu, onlara karşı birlik olama zamanı. En önemlisi dini bir konuda bu cemaat liderlerinin, farklı, farklı fetvalar vererek Müslümanların kafasının iyice karışmasına vesile olmaktadırlar. Kitabımız ve Peygamberimiz biriken böyle bir şey nasıl olabiliyor. Tabi ki en önemlisi de din düşmanlarına, mazlumları katledenlere karşı ne yapabiliyoruz, onun mücadelesini vermek için gayretleri nede bakmak lazım. Türk ve Müslüman olmak günümüz de büyük bir handikap cemaatler bu düşmanlara karşı birleşip ortaya irade koysunlar da bizde görelim. Devlet kurumlarına sızmak veya girmek makam ve mevki sahibi olmak için mi bir araya gelmiş bu topluluklar.

Fetö terör örgütünden sonra bizlerin elbette cemaatlere karşı bakışı değişmiştir. Demek ki her şey din adına değildi? Bu vatana ihanet etmek, İslam'a ve Türk milletine ihanettir. Türk milleti binlerce yıl yüce İslam dinine hizmet etmiş büyük bir topluluk ve seçilmiş bir millettir, onun devletine ve töresine zarar verenler aynı zamanda da din düşmanlarıdır.

İşte her şey ortada dindarlık Allah (C.C) emir ve yasaklarından uzak durmak, takva sahibi insan olmak demektir. Yarın hiç kimse şu veya bu cemaatin ne yapabileceğinin teminatını veremez. Bunun tecrübesini yaşadık AKP siyasi iktidarının imtiyazla donattığı Gülen cemaatinin (Fetö) terör örgütün neler yaptığını hep birlikte gördük.

" Şimdi o delinin kuyuya attığı taşı, nifak tohumlarını kırk akıllı çıkarmaya çalışıyoruz." Daha doğrusu din ve cemaatler adına işin çivisi çıkmış yaşanılan kepazelikler çizmeyi aşmıştır.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Sakarya şiirin'de deği gibi; Yol onun varlık onun gerisi hep angarya...!!!

" Ne mutlu bu kutlu yolun mutlu yolcularına."

Ali KARACA

08.03.2020

İSTANBUL

Bu yazı 621 defa okunmuştur.