Ali Karaca

Ali Karaca

Hayata Dair Ne varsa Düşünelim
alikaraca@gmail.com

TÜRKİYE GERÇEKLERİ VE DEPREM...

31 Ekim 2020 - 17:20

TÜRKİYE GERÇEKLERİ VE DEPREM...

(EGE VE MARMARA BÜYÜK RİSK ALTINDA)

    Saygıdeğer okuyucularım bu sayfalardan daha önce bir çok kez Türkiye gerçeği olan Depremi anlatmaya çalıştım, sizleri bilgilendirmek istedim?

   Artık hiç vakit kaybetmeden ivedilikle bir Deprem Bakanlığının kurularak hayata geçirilmesi zarureti önem arz etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan devreye girerek bu işin öncüsü olmalıdır.

   Bu gün İzmir'de 6.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD, merkez üssü Ege Denizi'nin Seferihisar açıkları olan 6.6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini ve 15 sn sürdüğünü, açıkladı. Bu haber pandemi ile mücadele eden ülkemizde ki herkesin moralini bir anda sıfıra indirdi.

     Deprem İzmir’in yanı sıra Aydın, Muğla, Manisa, Denizli, Çanakkale, Bursa, İstanbul, Uşak, Kütahya, Bursa, Yalova, Tekirdağ ve Edirne’de de hissedildi. Depremle birlikte vatandaşlar yakınlarına her zaman ki gibi bilgi vermek isteyince, operatörlerde büyük bir yoğunluk oluştu. Özellikle GSM operatörlerin sistemleri çöktü, hizmet veremez duruma geldi?

     AFAD, İzmir depreminde, yazıyı kaleme aldığımız sıralarda 17 binanın yıkıldığını ve hayatını kaybedenlerin sayısının 12 yaralananların sayısının da 607'ye yükseldiğini belirtti? Böyle büyük deprem sonrası en büyük tesellimizin, daha çok can kayıbı yaşanmadan en az hasarla bu badireyi tüm Türkiye olarak atlatmamızdır. 

    Deprem artık bizim ülkemizin bir realitesidir. Anadolu toprakları önemli bir deprem kuşağı üzerinde bulunduğu gerçeği ile hiç bir zaman yüzleşmedik. Bu güne kadar gelmiş, geçmiş siyasi iktidarlar bu konuda ciddi adımlar da atmadılar. Devasa otoyollar, asma köprüler ve tüp geçitler yaptık fakat ülkemizde var olan yorgun ve çürük yapı stokunu depreme karşı yenileyemedik, her defasında yaşadığımız depremlerle yüreğimiz ağımıza geldi?

  

    Oysa 25 Ağustos 2019 tarihinde Kentsel dönüşüm ile ilgili önemli bir makale yazarak aşağıda ki paragrafla sizlere seslenmiş ve olası yaşanacak bir Marmara depremi için neler yapılması gerektiğini de paylaşmıştım. Fakat özellikle son bir yıldır Ege bölgesinden orta ölçekli deprem haberleri almamız hem Marmara hemde tüm Türkiye de ki yaşanabilecek olan deprem kuşağı üzerinde bulunan bölgelerimizde acil önlemler alınması gerçeğini de ifade etmiştik. 

     Kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında yeni bir sürece giriliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Kentsel Dönüşüm Eylem Planı, 2019 yılının Eylül ayının ilk haftasında açıklanmıştı. Buna göre ülkemizde 3/2 çürük olan yapı stoku yeniden dönüştürülmek için güvenli yapılar oluşturulacak. Yeni dönem, güzel bir başlangıç olur ve özellikle deprem kuşağında bu gerçekle yaşayan insanlarımıza da umut olur, diye düşüncelerimizi ifade etmiştim!

        Afet risklerinin bertaraf edilmesi, çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, yatay mimarinin esas alınması, engelli dostu şehirler kurulması, yapılaşma sonrası oluşacak değer artışlarının da adil olarak paylaştırılmasının temel hedefler arasında olacağı plana ilişkin bazı detaylar 2019 - 2023 yılları arasında uygulanacak olan 11. Kalkınma Planı'nda da yer aldı. Fakat daha önce, 17 Ağustos 1999 yılında Marmara depremini yaşamış ve gerekli önlemler alınmadan bu günlere gelinmiştir diye sitemimiz olmuştu. Yani aklımız tren kaçtıktan sonra başımıza gelmiştir diyerek sitemler etmiştik.

       Özellikle, büyük Metropol şehirler ve başta İstanbul ve İzmir olmak üzere, adeta yağmalanarak betonlaşmış ve en ufak bir yeşil alan bırakılmadan araziler imara açılarak şehirler trafik çilesiyle de içinden çıkılamaz bir hale dönüştürülmüştür. Bu durumdan İstanbul şehrine yakın olan Kocaeli, Bursa ve Tekirdağ da nasibini almıştır. İstanbul'da ki AVM çılgınlığı beraberinde yoğun bir nüfus sirkülsayonu getirerek ciddi trafik sorununu da oluşturmuştur. Olası bir İstanbul depreminde şehri terk etmek bile çok zor bir durumdur. Evet depremin ayak sesleri 24 ve 26 Eylül tarihlerinde 4.7 ve 5.8 Marmara Ereğlisi ve Silivri merkezli hissedilerek ciddi anlamda sarsıntı yarattı. Bu durum inşallah büyük depremin habercisi değildir. 19 Ağustos 1999 depreminin üzerinden tam 21 yıl geçti fakat hiç bir tedbir almadan bu günlere gelindi. Eğer İstanbu'da ki çürük yapı stokunu çözümleyebilmiş ve kentsel dönüşüm dediğimiz yenilemeleri yapabilmiş olsaydık  bu gün bu kadar endişe sahibi olmazdık.

     O günkü yazım da Şubat ayında açıklanan strateji belgesine göre; her yıl 300 bin konutun dönüştürülmesi ve dönüşümün 20 yılda tamamlanması hedefleniyor demiştik? Hedef süre sonunda yenilenen yapı sayısının ise toplamda 6 - 7 milyon adedi bulması olacaktı. Oysa beklenen Marmara depreminin ve bugün yaşadığımız İzmir depremi gibi daha erken olması durumunda bölgemizi ve İstanbul şehrini büyük bir tehlike beklemektedir diye ifadelerimiz olmuştu? Şimdi beklenen an gelip çatı, çünkü yaşanan depremlerle herkes tedirgin oldu ve yine herkes çok korku içerisinde; Öncelikle deprem kuşağında yaşayanların yüce Allah (C.C) yar ve yardımcısı olsun. Zaten bu durumu İstanbul'un kötü kentleşmesini ve bütün yeşil alanlarının imara açılarak yapılaşmasını başta olmak üzere, İstanbul'a ihanet ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan kendi ağzıyla dile getirmişti? Bu ne hazin bir durumdur ki rant uğruna deprem toplanma alanlarımız imara açıldı veya otopark haline getirildi. Şimdi küçücük bu parklar ve bahçeler İstanbul'da ki nüfusun barınabileceği yerler değildir. Çünkü İstanbulluların 3/1 güvenli yapılarda otururken 3/2'lik bölümü hala büyük bir risk altındadır.

   

   İstanbul, Silivri açıklarında meydana gelen 5.8'lik deprem, Marmara'nın bir çok İlinde hissedilerek endişe yaratırken, Silivri merkezli depremin, çok sayıda üniversitenin konsorsiyumu ile oluşan Sismoloji için Anonim Araştırma Kurumları (IRIS), depremin yer altındaki ses kaydını, resmi web sitesinde paylaştı. Siteden yayımlanan ve 5 saniye süren kayıtta önce bir kırılmayı andıran gürültünün ardından titreme sesi duyuldu diye ifadeler kullanıldı. 26 Eylül'de yaşadığımız bu duruma bizlerde şahit olduk yer altından kırılmayla alakalı çok büyük bir gürültü gibi sesleri duydu. Şimdi tedbir nedir çare nedir; bir an önce kollar sıvanmalı, Marmara ve Ege bölgesi için acil eylem planlarını hayata geçirecek bir Deprem Bakanlığı kurulmalı ve bu yerel yönetimlerle de desteklenmelidir. Sağlık Bakanlığı da bu işin içerisine dahil edilerek yapılması gerekenler hiç vakit kaybetmeden gerekli önlemler hayata geçirilmelidir. Herkes el ele vererek siyasi kavgalardan uzak iktidar ve muhalefet birlikte uyum içerisinde çalışmalı ve Marmara bölgesi ve İstanbul halkına hizmet etmek için yarışın içerisine girmelidirler.

   Gün birlik zamanıdır, herkesi kucaklayacak ve Devlet şevkatinin var olduğunu hissetirmeyi siyasilerimizden ve yöneticlerimizden beklemekteyiz. Ceset torbası alabilmek için sıraya girenlerin ve o insanların ruh halini anlatan akademik ünvanlı bir büyüğümüzün anlatıkları hafızalarımızdan silinecek gibi değildir, bu durumları bir kez daha tekrar yaşamak istemiyoruz. Gelin bu millete yazık etmeyin, haksızlık etmeyin; Hemen büyükşehirlerimiz (İstanbul ve İzmir) bu günden itibaren sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bir kurul kurularak nelerin yapılabileceğini biz hem İstanbul'da hem de Ege bölgesinde yaşayan insanlar olarak da görmek istemekteyiz.. Eğer farklı şeyler yapıldığını görürüsek bu duruma, bütün, Bürokraktlar ve Teknokratlar olmak üzere Belediye başkanları ve siyasilerde dahildir, ne tarih ne de vicdanlar sizleri af etmez!

  ''Yüce Allah (C.C)  necip Türk milletinin yar ve yardımcısı olsun inşallah amin.''

Ali KARACA

30.10.2020

İSTANBUL

Bu yazı 649 defa okunmuştur.