KUTSAL KUDÜS ŞEHRİ VE EVANGELİSTLER...
(YAHUDİLİK VE HIRİSTİYANLIK)
İbrahim'i dinlerin, semavi peygamberlerin yaşadığı Kenan diyarı dediğimiz ve bugün ki Yahudilerin bütünüyle hak iddia ettiği "Arz-ı Mev'ud" dedikleri coğrafya ve Filistin toprakları üzerinde ki emelleri ile birlikte, Gazze yaşanılanlar büyük bir insanlık dramıdır.
"Arz-ı Mev'ud" terimi, Maide Suresi’nin 21- 26. ayetlerinden hareketle, Allah'ın, Hz. Musa (A.S)’nın ümmetine Murad-i İlahi’yi tecelli ve tezahür etmeleri için, yani, Hz Musa (A.S)’ya tabi olan muvahhid (Allah’ın birliğine inanan) ve mümin kulların bu bölgede Hz. Musa (A.S)’nın şeriatını hakim kılma görevini üstlenmeleri için vermeyi vadettiği topraklar anlamına gelmektedir.
Kur'ân-ı Kerim’de "Arz-ı Mev’ud" terimi geçmez, ancak Maide Suresi’nin 21. ayetinde geçen "Arz-ı Mukaddes" yani kutsal toprakların bu bölge olduğu müfessirlerce ifade edilmiştir. Bu bölge ise Hz. İbrahim (A.S) ve soyundan gelen peygamberlerin yaşadığı, davalarını sürdürdükleri ve medfun (defnedildikleri) oldukları, içinde Beytülmakdis’in de bulunduğu Filistin topraklarıdır.
Kudüs Mülümanların kutsal bir mabedi ve ilk kıblesi, Miraç olayının yaşandığı yer olarak da İslam tarihinde ki yerini almıştır. İslam peygamberi Hz Muhammed (S.A.V) göğe yükseldiği rivayet edildiği Kubbet-üs Sahra'dan cebrail (A.S) vasıtasıyla bu mucizeyi gerçekleştirdiği bildirilirken, bu olay İslam tarihi açısından, Kudüs şehri bütün semavi dinler içinde çok önemli ve mukaddes bir belde!
"Ayetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram'dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürüten Allah, Sübhan'dır (bütün noksanlıklardan münezzehtir). Muhakkak ki O, en iyi işiten, en iyi görendir." (İsra suresi 1.Ayeti) Bir o kadar önemli bir yolculuk ve Miraç olayı var önümüzde? Bu durumu Mescidi Haram'dan Mescidi Aksa'ya kadar geçen yolculuğu inkar edenler dinden çıkar.
Zaman ve mekan cihetinin olmadığı bu olayda yüce ALLAH (C.C) huzuruna kabul ettiği veya Cebrail vasıtasıyla Hz Muhammed (S.A.V) ile Hz Musa (A.S) da olduğu gibi görüşmüştür. Miraç olayı kutsal Kudüs şehrinde gerçekleşmesi bu güzel beldenin kutsiyetine de işaret eder. Mekke'den Mescid-i Haram'dan Küdüs'e böyle bir manevi yolculuğun gerçekleştirildiği şehir İsrail devletinin başkenti Evangelist eski ABD başkanı Donald Trump tarafından ilan edilmesi Müslüman alemi için ne kadar da ağır bir durumdur.
15 Temmuz 1099 yılında Haçlı ordusu Fatimileri yenerek Kudüs şehrini ele geçirdiler. Müslüman ve Yahudi ahaliden 70.000 (60.000 Müslüman ile birlikte 10.000 Yahudi) kişiyi vahşice boğazlayarak öldürdüler. Camilere ve mabetlere sığınmış olan kadın ve çoçukları hiç acımadan merhamet göstermeden vahşice katlederek emellerine ulaştılar. Kudüs'ün sokaklarından seller gibi kan aktı ve sokaklar ve caddeler ölüler yüzünden kapandı, cesetlerden dağlar oluştu. ''Yalan üzerine din zülüm üzerine adalet kurmak Hıristiyanların işidir'' 1204 yılında ki Latin istilasında İstanbul da ki zalimliklerin den de kendilerini tanıyoruz. Hıristiyanlar kendi dindaşları olan Ortodoks Rumlara karşı yapmış oldukları muamele ve zalimlikler yüzyıllarca dillerde efsane olarak anlatıldı.
Kudüs Müslümanlarca ilk kez Hz Ömer (R.A) döneminde fetih edilerek İslam beldesi oldu. Zaten daha önce de Hz Muhammed (S.A.V)'in ilk kıblesi olan Kudüs Haçlılar'dan Sultan Selahaddin Eyyübi döneminde 1186 yılında yapılan Hatin zaferiyle Haçlı zihniyetli zalim Hıristiyanları çıkartarak bir cuma günü Eyyübi'ler şehri yeniden ellerine geçirdi? (2 Ekim1186) O gece mübarek Miraç kandili idi. Bölgede bir çok şehir Hıristiyanların elinden alınarak temizlendi ve Müslümanlarda esaretten kurtarıldı. Kudüs patriki başta olmak üzere, piskopaslar, papazlar matem elbisesi giyerek Avrupayı dolaştılar intikam almak için propaganda yaptılar. Papa mağlubiyet ve Kudüs'ün kaydedilmesi haberini aldığı zaman kahrından öldü.
Tabi ki şimdi ki duruma biraz da vesile olan Filistin halkının ve Müslümanların katkısı olmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde özellikle İsviçrenin Bern şehrinde 1. Siyonizm kongresinden (29 Ağustoz 1897) sonra Dr Theodor Herzl tarafından örgütlenen Yahudiler Osmanlı devletinden toprak satın almak istediler. Bu işin mimarı ve kongrenin düzelenmesininde öncülük yapan Herzl dönemin Osmanlı padişahı Sultan Abdülhamid Han ile görüştüğü ve kendilerine sizlere Suriye de ki Halep bölgesinde bir yerleşim yeri kurulması ile ilgili yer gösterdiği ifadeleridir. Osmanlı Devleti Fatih Sultan Mehmed Han döneminde 1470 yılında Almanyadan gelen Yahudileri ve yine Sultan İkinci Bayazıd Han döneminde de 1492 - 2497 yılları arasında İspanya da işkence gören Sefarad Yahudilerini kabul ederek zaten onlara karşı olan tutumlarını ortaya koymuştur. İşte biz Türklerin yani Müslümanların Yahudilere karşı yaklaşımı ve yine bizim için Filistin diyarı ve Kutsal Kudüs şehrinin gerçekten böyle bir kıymeti ve önemi vardır.
Kimdir bu Evangelistler şimdi biraz onları tabıyalım.
ABD ve İngiltere’de 19’uncu yüzyılda ortaya çıkan Evangelist hareket, 70’li yıllarda yeniden dirilerek dünya egemenliğine giden yoluna koyuldu. Evangelizm’i önemli hale getiren en büyük neden eski başkan Bush’un, Fransız Observateur dergisinin yazdığı gibi açık bir biçimde bu tarikatın en önemli lideri olması. Evangelist, genel olarak liberal Protestan’ların ve Baptist’lerin dışında kalan tüm Protestan’lara verilen ad. Sayıları ABD’de 70 milyonu, dünya üzerinde de 500 milyonu bulan Evangelistler’e göre, 2000’li yıllarda Ortadoğu’da iyi ve kötü arasında kaçınılmaz olarak bir savaş gerçekleşecek (Armageddon), bununla birlikte Hz İsa (A.S) yeryüzüne inecek ve kıyamet kopacak. Amaçları, kıyametin kopmasına giden süreci hızlandırmak. Bunun için çalışıyorlar. İnandıkları Eski Ahit kitabında, Armageddon Savaşı ve Hz İsa (A.S) yeryüzüne tekrar gelişi, kıyamet alâmetleri olarak yer aldığı için, bütün faaliyetlerini kıyameti gerçekleştirecek koşulları yaratmak için yürütüyorlar. Bu yüzden de Evangelistler’le, Yahudi’ler arasında bir amaç birliği var. Çünkü Evangelistler’e göre bu kıyamet koşullarından birisi de, Mescid-i Aksa’nın yerine Süleyman Tapınağı’nın inşası ve İsrail’in vaat edilmiş topraklara kavuşması. Bunlara göre, Armageddon Savaşı’ndan önce Yahudi’ler İsrail’de olmalıdır. Dolayısıyla seçilmiş insanlar olduklarına inandıkları Yahudi’lerin, bir kıyamet koşulu olarak desteklenmesi gerektiğini düşünüyor ve İsrail’in Ortadoğu’da güvende olmasına büyük önem veriyorlar. Bu, İsrail’in ABD tarafından bu kadar desteklenmesinin en önemli nedeni.
Evangelistler, İncil'de yer alan kehanetleri gerçekleştirmek için çalışıyor. Bu koyu Hıristiyanlar'a göre kıyamet 2000'li yıllarda Ortadoğu'da kopacak ve onlar da İsa Mesih sayesinde dünyaya hakim olacak. Evangelistlerin hayallerinde kıyamet var Dünyadaki pek çok insan Amerikan politikalarını artık İncil'deki kehanetlerin şekillendirdiğine inanıyor. Bush'a seçimi kazandıran Evangelistler ise Ortadoğu'da kıyameti hızlandırmak için çalışıyor. Fakat Evangelistlerin unuttukları bir şey vardır, yüce ALLAH (C.C) Alemlere rahmet olarak gönderdiği yüce İslam dininin peygamberi Hz Muhammed (S.A.V) ve Kutsal Mekke ve Medine şehri ile birlikte bu coğrafyanın bir parçası durumundadır.?
Tanrı ve Başkan bize İsa'yı Ortadoğu'ya getirme şansı doğurdu. ''Bu bana verilen bir emir" Bu sözlerin sahibi kan ve ateş altındaki Irak'ta Evangelistler için çalışan misyoner Tom Craig. Evangelistlerin Bağdat'ta şimdiden 9 kilisesi ve yüzlerce müridi var. Amaç Irak'ı Ortadoğu'da Evangelizm'in merkezi yapmak ve tıpkı İncil'de sözü edildiği gibi dünyanın bütün kavimlerini bu Kilisede toplamak. Evangelistlerin "Kilisesi" var ama aslında Protestanlığa ait küçük inanç farklarıyla bir araya gelen büyük bir ittifaktan söz etmek daha doğru. ABD Irakta ki opresayonun en büyük nimeti bu olsa gerek. Bu olaya seyirci gibi bakan veya destek olan Müslüman alemi şimdi niçin feveryan ediyor ki.? Buna hakları var mı ki.! Ilımlı ve reformist İslam dini böyle söylemlerele yumuşatıldı ve günümüzde ki savaşların da tekikleyicisi oldu.! Kandan beslenen yarı vahşi Hıristiyanların seminist bir yaklaşımından başka bir şey görümemesi Müslümanların gözünü ne zaman açacak acaba.?
Genel olarak liberal Protestanların ve Baptistlerin dışında kalan tüm Protestanlar Evangelist adını alıyor. Kökleri Yunanca'da "Müjde" anlamına gelen "Evangelion"dan gelen bu isim İncilci tanımına denk düşüyor. Ancak kast edilen elbetteki "Eski Ahit" ve Mesih inancı. Protestanlığın bu yorumunda pek çok şey gizleniyor. Amerikan İsrail ilişkilerinden Büyük Ortadoğu Projesi'ne kadar kimi zaman "komplo" teorilerine boyanan kavramların altında 70'li yıllarda yeniden dirilen "Evangelizm" yatıyor. Bu aynı zaman da Arz-ı Mevud dediğimiz büyük İsrail devletinin projesinin bir parçası olarak hayata geçirilmeye çalışılan durumudur.
Evangelistleri bu aralar önemli hale getiren iyi ve kötü arasında kaçınılmaz olarak gerçekleşecek o yıkıcı savaşa, yani Armageddon'a olan inançları ya da insan eliyle yaratılacak kıyamet fikrini destekliyor olmaları ve dünyayı ele geçirmek istemeleri değil. 70 milyonluk nüfuslarıyla birlikte ABD seçimlerini etkilemeleri ve bu fikre inanan güçlü politikacılarının Beyaz Saray'da etkili olması. Bu güç ve küresel sermaye dünyayı yönetmek ve dizayn etmek için iktidarı elinde bulundurmak istiyor. Başarıya giden yolun altın anahtarı da budur.
Durum böyle olunca ABD'nin Ortadoğu'daki etkinliği, İsrail sorunu ya da Büyük Ortadoğu Projesi gibi kavramların izi politikanın dinamiklerinde değil, kutsal kitapların satır aralarında sürülüyor. Ve dünya başkentlerinde Amerikan politikalarının, özellikle de Irak'ın işgalinin kaynağını "Eski Ahit"den aldığı şüphesi hızla yayılıyor. Ezici bir üstünlükle yeniden seçilen Bush 1985 yılından beri sık sık diz çöküp dua eden ve "Yaradan" sözcüğünü ağzından düşürmeyen bir Evangelist. Zihniyeti apaçık orta da olan bu eski Başkan gözünü Ortadoğuda ki coğrafyaya dikerek zengin kaynakları kendi halkının refah ve mutluluğu için emerek bolluk ve berekete kavuşacağını düşünmüştü. Baba, oğul Bush'lar ailesi başkanlığı döneminde ki başarısız Irak operasyonları gerçekleştirildi. Saddam Hüseyinin devrilmesi ile ancak sonradan bir nebze de olsa başarıya ulaşmış oldular.
Seçimlerde pek çok Amerikalı politik kaygılardan çok, Bush'un yeniden seçilip "İncil'deki kehaneti gerçekleştirmesi" için oy verdi. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra sık sık "Haçlı Seferi" ya da "İyi - Kötü" gibi kavramları kullanan eski başkan Bush'un bir politikacıdan çok dünyanın dört bir yanına yayılmış olan Evangelist vaizlerden biri gibi konuşması bu şüpheyi daha da belirginleştiriyor. Önceki dönem Amerikan başkanları Carter ve Reagan da benzer cümleler kullanıyor, İsrail devletinin kutsallığından ve kıyametten söz ediyordu. Ancak Bush açık bir biçimde "Mesihçi" ve "kıyametçi" bir başkan olarak hepsini geride bırakıyor. Fakat eski Başkan Bush'un konuya ve olaylara ne kadar hakim olduğunu gösteren bir durumdur bu.? Dersine iyi çalışan imtihanını başarmak için altın kural olduğunu görmekte olduğumuzu ifade etmeliyiz.
Peki nedir Evangelizm?
Bu Hıristiyanlık yolunun kökenleri Martin Luther'e ve Protestanlığın kuruluşuna kadar gidiyor. Luther kendi kurduğu kiliseye "Evanjegelik Kilise Hareketi" diyordu. Protestanlık faizi reddeden Katoliklere karşı faizi serbest bırakıyor, "ahiretten" çok bu dünya ile ilgili düzenlemelere vurgu yapıyor, çalışmayı, ticareti ve üretimi kutsiyordu. Protestanlığın bu göreceli modern girişimleri bir reform hareketi olarak değerlendirildi. Ancak Protestanların en önemli farkı ilk beş kitabını Tevrat'ın oluşturduğu 39 kitaptan oluşan Eski Ahit'e inanmalarıydı. Eski Ahit, özellikle ABD'nin kuruluşunda farklı yorumlara ve anlayışlara yol açtı. Bu, bakış açılarında "kıyamete" ve "Mesihciliğe" ayrı bir değer vermelerini sağlıyordu. Özgür iradenin "Tanrı" tarafından çizilen kaderin dışına çıkamayacağını öngören Evangelistler, bu kaderi hızlandırmak için Hıristiyanların ellerinden geleni yapması gerektiğini savunuyor. Ve Armageddon'la, yani "iyi" ile "kötü" arasındaki o büyük savaşla gelecek olan kıyameti ve Mesih'i hızlandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Seçilmiş insanlar olduklarına inandıkları Yahudilerin, bir kıyamet koşulu olarak desteklenmesi gerektiğini düşünüyorlar. 70'li yıllardan itibaren yeniden dirilen ve muhafazakarlaşan Evangelizm aradan geçen otuz yıl içinde Hıristiyanlığın en hızlı büyüyen "Kilisesi" oldu. Ve Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler pek de yabana atılmamaları gerektiğini gösteriyor.
2004 yılında toplam sayıları 500 milyona ulaştı. Hıristiyan nüfusun 4'te birini oluşturuyorlar. 2050 yılında tüm Hıristiyan nüfusunun yarısı olacakları tahmin ediliyor. 70 milyon kişilik nüfusla en çok Amerika'da yaşıyorlar. Amerika'nın ardından en yoğun bulundukları ülke Brezilya (30 milyon) kişi ile sıralamada ki yerini almaktadır.
Evangelistlerin şu anki güçlü durumu 1970'li yıllarda ortaya çıkan yeni-Evangelizm akımıyla oldu. Şili'de Hıristiyanlar'ın 4'te biri Evangelist. Fas'ta halkı Evangelist yapmak için çalışan 150 misyoner var. Kaliforniya'da ünivesitede ders olarak okutuluyor. Onlara göre İncil Tanrı'nın kitabı, İyi ve Kötü arasındaki savaş (Armageddon) dünyanın dengesini oluşturuyor, dünyanın sonu geliyor, dünyada yaşanan her şey, yapılan her savaş Tevrat'taki efsanelerde, İncil'de anlatılıyor, İsrail vadedilmiş toprak ve günün birinde tüm Museviler İsrail'e dönüp Evangelist olacak... Onlar protestanlığın Evangelist mezhebine bağlılar...
Irak Savaşı aslında hiç de görüldüğü gibi değil, ardında birçok dini etken olan bir savaştı. Ve olup bitenleri sadece Evangelistler anlıyordu. Evangelistler Amerika'yı tamamen ele geçirdikten sonra asıl hedefe yani dünyayı evangelistleştirmeye yönelmişti. Bu da onların inanışına göre durdurulamaz bir dönemdi. Bu dönem tamamlanacak, bu uğurda ölünerek de Hz İsa (A.S) yanına yükselinecektir.
ABD eski Başkanı George W. Bush, sabahın erken saatlerinde kalkıp dini kitaplar okuyor. Kabine toplantıları da dualarla başlıyordu. Bush kendisine sorulan basit soruları bile İncil'den örnekler vererek cevaplıyor. "Yaradan" kelimesini dilinden düşürmeyen eski Başkan, görevinin kendisine Tanrı tarafından verildiğine inanıyor. Fransız Le Nouvel Observateur Dergisi Amerika eski Başkanı George W. Bush'un dünya üzerinde yaşayan 500 milyon " Evangelist"in en önemli dini liderlerinden biri olduğunu yazdığını görmekteyiz.
Peki bunlar olurken Müslümanların liderleri ne yapıyor bu kadar dindar bir başkan karşısında İslam dininin temsilcileri ne yapıyorlardı. Ülkelerini yöneten Müslüman liderler hak ve hukuka yada insan haklarına riayet etmişlermiydi.? Nasıl yönetilmek isterseniz öyle yönetilirsiniz Müslüman halk ve İslam ümmeti neredeydi.! Eski ABD Başkanı Trump bu söylemle İslam alemine karşı ağır bir tahrik ortaya koydu.? Kim ona cevap verecek zaten o bildiğini yapıyor ırkçı ve Evangelist anlayışını her fırsatta ortaya koyan Kudüs artık İsrailin başşehridir diyerek niyetini ortaya koymuştur.
Kınamak ve yermek bir iki söz'le hiç kimse bu ağır faturanın altından kalkamaz; Bugün İsrail Devleti'nin yani Yahudi Siyonistlerin, Gazze'de yaptığı katliam ve zülumün faturası hepimize ve tüm insanlığa aittir. Özellikle ABD başkanı Joe Biden İsrail Devleti için bir garantördür. Uçak gemileri ve denizaltıları ile Akdeniz'de koşullanan ABD dünyada ki herkese bütün devletlere İsrail adına meydan okumaktadır. Fakat Müslüman toplulukların ve dünyanın yapabileceği hiç bir şey yok, zira bu iş güç ve kudret işi, Filistin halkı tamamen yok edilme politikası ile karşı karşıya? Üstelik AB Devlet'ler modern batı bu zulmü yaşanılan vahşeti insanlık dramını kısmi olarak kınaması bize göre hiç bir anlam ifade etmiyor. Yarın bütün kutsal beldeler ile 401 yıl Osmanlı - Türk Devletinin egemenliğinde kalan kutsal Kudüs topraklar ve İslam beldeleri birer birer bizlerden İslam aleminden kopartılarak, kâfirlerin eline geçme tehlikesi bugün hepimizi ürpertmektedir.
Ey inananlar ve iman edenler yüce kitabımız Kuran-i Kerim'i bizlere göndererek (Onu biz indirdik yine onu biz koruyacağız.) Hcır suresi 9. Ayeti. Peki kutsal mabetlerimizi ve dinimizi bizler Müslümanlar olarak korumayacak mıyız hani biz, siz nerdesiniz?
"Yaşanılan bu vahşetin ve katliamların, insanlık dramının sonucunun ne olacağını yine hep birlikte bekleyerek göreceğiz."
Ali KARACA
Araştırmacı Tarihçi
Yazar ve Şair
İSTANBUL

YORUMLAR